Mülk Sûresi / Yardımlaşma

14 Kasım 2006 tarihinde yayınlandı. görüntülenme Kur'an Sohbetleri

Euzubillahimineşşeytanirrahim Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdulillahirabbilalemin vel akibetü lil muttakin esselatu vesselamu ala Rasulina Muhammedin ve Ala Alihi ve Sahbihi Ecmain.

Kuran-ı Kerim’in 67. Suresi olan Mülk Suresi’ndeyiz. Bu surenin 15. Ayetinden itibaren bugün okuyacağız, Allah-u Teala şöyle buyuruyor;

“Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû mir rizgıh, ve ileyhin nuşûr.” “Yeri sizin için işlemeye elverişli olarak yaratan Allah’tır.” “Yeri sizin için” aslında “halaga” değil de “ceale” olmasının mutlaka bir özel önemi vardır, geçen hafta derste görmüştük; yerin yaratılışı iki günde, rızıkların oluşumu da dört günde olmuştu. Dolayısıyla “ceale” bir oluşum, bir yapılanma ifade ediyor.

““Huvellezî ceale lekumul arda” “Sizin için yeri oluşturmuştur” “zelûlen” “işlemeye elverişli, ekip biçmeye, işlemeye elverişli olarak oluşturmuştur.”

Dikkat ederseniz yaşamamız için ihtiyaç duyduğumuz her şey toprağın içerisine yerleştirilmiştir. Su da toprağın içinden gelir, yediğimiz içtiğimiz bütün gıdalar topraktan gelir, giydiğimiz şeyler de topraktan gelir. Kendimiz de topraktan yaratılmışızdır, topraktan yaratıldığımız için topraktan gelen gıdalar vücudumuza zarar vermezler. Zararlı olanlar bizim kendimizin onun yapısını değiştirici faaliyetlerle bozduğumuz gıdalardır. Ondan dolayı organik gıda diye, tabii gıda diye bugün yeniden insanların toprağın tabii olarak bitirdiği gıdalara yöneldiğini görüyoruz. Yani topraktan yaratılmış olan bu vücut topraktan yaratılmış şeylerle besleniyor, ölünce yeniden toprak olacak ve yine topraktan bir kez daha yaratılacaktır.

““Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen” “Yeri sizin için işlemeye elverişli olarak oluşturan O’dur.” Taşından da yararlanıyoruz, madeninden de yararlanıyoruz, suyundan da, gıdasından da her şeyinden. “femşû fî menâkibihâ” “Yerin omuzları üzerinde yürüyün”

Tabii yerin içersinde yürümemiz mümkün değil, onun için üzerinde yürüyeceğiz “yerin omuzları üzerinde yürüyün” dolaşın.

“ve kulû mir rizgıh” “ve o yerin rızkından da yiyin.” Yani yerin bitirdiklerinden de yiyin. Yemeyle ilgili olarak Allah-u Teala’nın bize verdiği emir şu; “kulû veşrabû ve lâ tusrifû”  “yiyin, için ama israf etmeyin, saçıp savurmayın, aşırılığa gitmeyin, ihtiyacınızdan fazlasını almayın” (Araf 7/31)

Yani yerken israfa yönelmeyin ama onun dışında yersiniz içersiniz, haram olanlar dikkat ederseniz çok azdır, isim olarak haram kılınmış bir tek domuz eti vardır o da “pis olduğu için” diyor Ayet-i Kerimede. “Pis olduğu için” ifadesi kullanıldığında pis olan diğer gıdalar da o kapsamda haram kılınmıştır. İçki haramdır, içki de şekerli ve nişastalı sıvıların fermantasyonuyla elde edilir yani kimyasal değişimiyle, ekşimesiyle, bozulmasıyla elde edilir ve insanın düşünme melekelerine etki eder, Allah-u Teala onu yasaklamıştır. Yani yasaklar çok azdır, o yasakları çıkarırsınız geriye helallar kalır.

İslamiyet’in her şeyi güzel de bu emir ve yasaklar konusundaki güzellikleri de bu. Çok az emir vardır ve çok az yasak vardır. Onun dışında geniş bir saha serbest bırakılmıştır. İnsanlar kendi gayretleriyle o sahada ellerinden gelen bütün çabayı göstererek başarı gösterirler ve insanlara da alabildiğine hürriyet verilmiştir. Zaten İslam’ın diğer inançlardan temel farkı hürriyettir. Yalnız Allah’a kul olacaksın O’nun dışında hiçbir şeye kul olmayacaksın. Allah insanların önüne bütün imkanları yaymış, çalışan, gereken bilgiye ve güce sahip olan başarır demiştir. Başarmak için Müslüman olmak gerekmez yani dünyalık açısından, çalışmak gerekir. Kim daha çok çalışır daha çok bilgiye ve beceriye sahip olursa o başarılı olur. Bu bir yarıştır, sen de çalış sen de kazan. Burada Müslüman, kafir ayırımı yok zaten olamaz, Müslümanlık hiç kimsenin tapulu malı değil.

Annenizden erkek ya da kadın olarak doğarsınız, anneniz Müslüman ya da kafir olur. Kafir demek, nankör demektir yani Allah’ın bunca nimetine rağmen Allah’a karşı nankörlük yapar, yanlış davranışlar yapar. Ya itaatkar olur, ya isyankar olur ama bu bizim seçimimiz değil. Biz anamızı babamızı seçme hürriyetine sahip değiliz. Dünyaya geleceğimiz tarihi de seçemiyoruz, erkek ya da kadın olarak dünyaya gelme konusunda da herhangi bir şey bize sorulmuyor. O zaman bizim yapabileceğimiz şeyler bizim gücümüzün yettiği şeylerdir. Müslümanlık da insanların tercihidir yani insanlar, kainatı yaratan Allah’a boyun eğerek mi yaşayacaklar? Yani her konuda beni yaratan, bütün kainatı,, bütün varlıkları yaratan, güç ve kuvvet sahibi olan Allah’a ben boyun eğerim, O ne derse ben onu kabul ederim diyerek mi yaşıyor yoksa Allah’a ait olan başka bana ait olan başkadır, Allah benim özel hayatıma karışamaz, özel hayatımı istediğim gibi yaparım ama Allah’la ilgili olan kısımları da Ondan isterim diyerek hayata kendi kafasına göre mi yön veriyor?

Eğer Allah’a teslim olursa onun adına “İslam” denir, boyun eğerse. Ama hayatı kendi kafasına göre düzenlerse, kuralları kendi koyarsa isterse dünyanın en büyük alimi olsun, Kuran-ı Kerim’i ezberlemiş olsun, bütün dini ilimleri kavramış olsun o kişi Müslüman olamaz. Bugün Müslüman olan insan yarın dinden dönebilir, bugün kafir olan da sabahleyin mümin olabilir. Bu hiç kimsenin üzerindeki değişmezi değil yani erkek, kadın olamaz, anamızı babamızı değiştiremeyiz, yaşadığımız ülkeyi değiştiremeyiz ama din her an değişebilir. Müslümanlıkta din değişimi, Hıristiyanlık gibi herhangi bir kurumun tekelinde değildir. Bir insan Hıristiyan olmak isterse kilisenin onaylaması lazım, Hıristiyanlıktan çıkmak isterse yine kilise onaylayacak. Ama İslamiyet’te hürriyet esas olduğu için kişinin kendi kararı, isterse Müslüman olur isterse kafir olur. Bu kararı da yüksek sesle söylemesi gerekmez, kimseyi şahit tutmasına da gerek yok kendi içinden o kararı verir.

Müslüman olma isterse Müslüman, bu karar her zaman değişeceğine göre Allah-u Teala’nın insanlara verdiği dünyalık onların dinle ilgili kararı ile alakalı değildir. Efendim dindar olanlar daha başarılı oluyorlar diyebilirsiniz ya da başarısız oluyorlar diyebilirsiniz bu tamamen sizin kendi görüşünüzdür. Başarının şartları farklıdır, işi gereğine göre yaparsan başarırsın, kim daha iyi çalışırsa o başarılı olur. İnanç konusu da farklı bir konudur, bir insan çok zengin olabilir ama inançsız olabilir, çok fakir olabilir ama inançlı olabilir. İnanç ta kişinin şahsi tercihidir dolayısıyla dünya işi bu şahsi tercihe göre değişmez. Mutluluk ya da mutsuzluk değişir, içten Allah’a inanan, güvenen O’na teslim olan insan ne kadar maddi olarak sıkıntı da olsa içi rahat olur çünkü Yaratıcıya teslim olmuştur, her şeyi Ondan bilir ve rahatlar. Hata da etse O’na sığınır, Ondan yardım ister ama Cenab-ı Hak’kı devre dışı bırakan insanlar, hiç kimse Allah’ı devre dışı bırakmaz hiç mümkün değil ama bazı konularda meseleyi kendi kafalarına göre çözmeye çalışanlar bir çok konuda çıkmaza girerler, strese girerler, sıkıntıya girerler ve bu sıkıntı onları perişan eder.

“Huvellezî ceale lekumul arda zelûlen femşû fî menâkibihâ ve kulû mir rizgıh,” “Yeryüzünü işlenebilir vaziyette sizin için yaratan O’dur, omuzlarında yürüyün ve yerin rızkından yiyin” “ve ileyhin nuşûr” “yeniden ortaya çıkmanız O’na doğru olacaktır.” (Mülk 67/15)

Yani insanlar öldükten sonra yeniden yayılacaklar, ortaya çıkarılacaklar ve tekrar Cenab-ı Hakkın huzurunda toplaşacaklardır. Bütün insanlar ölecek, tıpkı toprağa tohumun ekildiği gibi insanlar da birer tohum gibi toprağın içerisine ekilecekler, vücudunun büyük kısmı çürüyecek, ana tohumluk vazifesi yapacak olan yer kalacak, tıpkı otun topraktan bitmesi gibi tekrar aynı şekilde, yeniden bir vücuda sahip olarak  kabrinden çıkacak, ruhu da o vücuda girecek ve o zaman da Allah’ın huzuruna toplaşıp hesabını verecektir. Hiç kimsenin bu dünyada yaptığı kendisinden ayrılacak değildir. İyilik yaparsak o iyilik bizimle beraber olacak, kendi kafamıza göre Allah’ın yarattığı dünyaya Allah’ın yarattığı hayata kendi kafamıza göre yön vermeye çalışırsak bunun da hesabını Cenab-ı Hakka vereceğiz.

“Eemintum men fis semâi ey yahsife bikumul arda feizâ hiye temûr” “Şu konuda bir güvenceniz var mı? O yüce Allah, yücelerde olan Allah-u Teala, O’ndan yana sizin bir güvenceniz var mı? Bir sarsıntıyla sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin misiniz?” (Mülk 67/16)

Bu Gölcük depreminde, Gölcüklü bir öğrencim vardı. Oranın Yüzbaşılar semti mi, mahallesi mi varmış, kendisi de orada oturuyormuş. Anlattı, dedi ki; “Bizim yakınımızda bir eğlence merkezi vardı, lokantası, kulübü bilmem nesi, böyle büyükçe bir kompleks. Gittim.” Dedi. “Sanki orada hiç öyle bir bina olmamış.” Toprak onu tümüyle yutmuş. Her zaman bu tip şeyler olabilir. Yani şimdi siz Yüce Allah’tan bir güvence aldınız mı, sizi yerin dibine batırmayacak diye? Hakikaten insanlar kendilerini bir şey zannediyorlar. Her an ölebiliriz, her an. Peki, bir yere giderken, şimdi mesela bu toplantıya gelmeye karar verdiniz, bu akşamki bu derse gelmeye karar verdiniz, buna göre hazırlık yaptınız değil mi? Ona göre çalışma saatinizi ayarladınız, giyiminizi, kuşamınızı, yolunuzu, yol vasıtalarını ona göre ayarladınız, saatinizi ayarladınız geldiniz.

Peki, öleceğimizi bundan daha iyi mi biliyoruz, buraya gelmeden yolda ölebilirdik, peki neden ölüm için daha çok hazırlık yapmıyoruz? Ve kaldı ki şimdi buraya geldik eve döneceğimiz için birçok eşyalarımızı evde bırakırız yani en büyük eşyanız evde durur. Öldükten sonra tekrar geri gelmeyeceğiz, neden onun için yeteri kadar hazırlık yapmıyoruz? Üstelik her birimiz de biliriz ki hayat ölümle bitmemelidir. Çünkü ölümle bitecek hayat bizi tatmin etmez, hepimizin içerisinde sonsuza kadar yaşama duygusu vardır bu duygu mutlaka bir gün tatmin edilmelidir.

“Em emintum men fis semâi” “Bu yücelerde olan Allah’tan aldığınız bir güvence var mı?” “ey yursile aleykum hâsıbâ” “size taş yağdıran bir rüzgar göndermeyeceği konusunda bir güvenceniz var mı?” (Mülk 67/17)

Birçok yerler de vardır, yanardağ patlaması olur o yanardağın etrafa saçtığı lavlar ve taşlar bakarsınız ki koskoca bir şehri batırmış. Peki, bizim bulunduğumuz yerde öyle bir şey olmayacağından nasıl güven içersinde olabiliriz? Tsunami olayı oldu biliyorsunuz, o insanlar deniz kenarında eğlence içerisinde iken birden bire dört metrelik beş metrelik kum yığınlarının altında kaldılar. Şeyde de var, Kızıldeniz kenarında o “Ad” kavminin bulunduğu o güzelim bahçeler kum yığınlarının altında kaybolup gittiler. Şimdi arkeoloji konusunda çalışanlar onların bazı şeylerini buluyorlar. Kumları kaldırdıklarında o bahçelerin izleri çıkıyor, evlerinin izleri ortaya çıkıyor. Bu durum her yerde  olabilir, böyle  bir güvencemiz de yok.

“fesetağlemûne keyfe nezîr” “bu yer nasılmış yakında öğreneceksiniz, bu uyarılar hepinizin karşısına gelecek, size bakın bunlar söylenmiş ti bu dünyada, gelecek” (Mülk 67/17)

Hiç kimse bu dünyada kalıcı değildir, her geçen gün biraz daha yaşlandığımızı, biraz daha ölüme yaklaştığımızı hepimiz biliyoruz ama o konuda tedbir alma işinde birçoğumuzun ciddi eksikleri var.

“Ve legad kezzebellezîne min gablihim fekeyfe kâne nekîr” “Bu insanlardan önce yaşayanlar yalana sarıldılar.”

Şimdi genellikle şunu duyarsınız; “eski insanlar çok iyiymişler ya devir bozuldu”. Dünde birisi gelmiş anlatıyor; “Ya hocam çok bozuldu her taraf ya”. “Kaç yaşındasın?” “Elli”. Ne zaman bozuldu? Yani eskiden çok düzgündü de şimdi mi bozuldu? Kardeşim senin için dünya hayatı, senin yaşadığın dönemden ibarettir. Eskilerle ilgili sana anlatılan hep oradan kalan iyi şeylerdir, kötülükler unutuluyor iyilikler anlatılıyor sen de zannediyorsun ki eskiden hep iyi şeyler olmuş. Peki, eskiden hep iyi şeyler olmuş ta bu peygamberlerin hayatı ne oluyor? Bunların hepsi boş hikayeler mi? Öyle değil mi? Yanlış mı?

Şimdi, ah eskiden şöyleydi, böyleydi diye lüzumsuz yere kendimizi oyalamaya gerek yok. Mesela Ramazan olur, “eski Ramazanlar”. Kardeşim eski Ramazanlar da bir aydı, şimdi de bir ay, eskiden de insanlar bir şey yiyip içmez, karı-koca ilişkisinde bulunmazdı şimdi de bulunmaz. Eskisinin yenisinin ne farkı var ya? “Eskiden sokağa hiç kimse oruçsuz çıkmazdı”. Sana ne? Herkes sokağa orucunu yiyerek de çıksa, oruçlu da çıksa sorumlu olacak sensin, yani yarın Allah ahrette “şu insanlara niye oruç tutturmadın” diye mi soracak sana? Herhangi birimize soracak mı; “şu insanlara niye oruç tutturmadın” diye? “ Sen niye tutmadın” diye soracak. O zaman sana ne eskisinden, yenisinden? Sen ne yaptığına bak. Çıkarlar ah eski şeyler, eski bilmem neler falan filan, bırakın Allah’ınızı seversiniz. Onun için ne diyor Allah-u Teala;

“Ve legad kezzebellezîne min gablihim” “Bu insanlardan öncekiler hep yalana sarıldılar.”

İnsanlar genelde yalana sarılmaktan çok hoşlanırlar ve bile, bile birbirlerine yalan söylediklerini çok iyi bilirler, o da yalan söylüyor öbürü de yalan söylüyor, çok iyi bilirler ki yalan söyleniyor ama bundan müthiş zevk alırlar. Çünkü senin yalanını öbürü ortaya çıkarmıyor ya, çok güzel. Şimdi bir tanesi diyor ki; beni çok etkiledi. Geçende geldi yanıma; “Abdülaziz Bey” dedi. “Nerede senin adından bahsediliyorsa, insanların hatalarını söyleyen, doğruları anlatan kişi olarak bahsediyorlar, bu da çok itici oluyor. Bunu yapma.” “Ne yapacağım?” Hani aksini söylese; nerde Abdülaziz BAYINDIR’dan bahsediliyorsa, yalancı, numaracı bir adam dese, arkasından da bunu yapma dese ne diyeceğim; “Allah razı olsun, inşallah öyle yaparım”. Ama diyor ki; “nerede senden bahsediliyorsa insanların hatalarını söyleyen, doğruları söyleyen bir kişi olarak bahsediliyor, bu da itici oluyor” diyor. İtici olan ne bakın.

Gerçekten yani o anda fazla önemsemedim. O anda önemsemedim ama sonra durdukça bana öyle bir etki etmeye başladı ki bu, Allah Allah, bu adam dese ki; “bir takım yanlış işlerde oluyor, milleti tenkit ediyorsun ama acaba haklı mısın? Biraz daha düşünsen.” Dese, “tamam” derim, değil mi? Diyor ki; “söyleme” diyor “itici oluyor” diyor. “Kitaplarda yazmışsın” diyor “bir yerlerde konuşma” diyor. Yani adamlar yapılan tenkitlere yanlış diyemiyorlar ama onlardan da vazgeçemiyorlar, yanlış olan ne oluyor? Doğruları söylemek.

SALONDAN KATILIMCI: Yazmak oluyor Hocam ama söylemek olmuyor.

A.BAYINDIR: Yazarsan yaz diyor, ne olacak o kolay, kaybettiririz kitapları, sattırmayız, yazmışsın diyor tamam ama konuşma diyor. Demek ki değişmiyor yani.

““Ve legad kezzebellezîne min gablihim” “Onlardan öncekiler yalana sarıldılar” “fekeyfe kâne nekîr” “Nekir nasıl oldu yani nekir, yani onları yok saymak” (Mülk 67/18)

Şimdi yalan söyleyen ne yapar? Doğruları yok sayar değil mi? Yani doğruların üzerini örtmeye çalışır kendi yalanlarıyla. İnkar ettiğiniz zaman da siz onu yok sayarsınız. “Sen doğruları yok mu sayıyorsun, ben de seni yok sayıyorum” hadi bakalım.

“Ve gîlel yevme nensâkum kemâ nesîtum ligâe yevmikum hâzâ” Allah-u Teala diyor ki; “Siz bugünkü karşılaşmayı nasıl unuttuysanız biz de bugün sizi unuttuk” (Casiye 45/34)

Yani unutmuş falan değil ama unutmuş gibi davranıyorlar Cenab-ı Hakkın huzurunda toplaşmayı, “Öyle mi? Biz de şimdi sizi unuttuk.” “Ya beni unuttunuz mu?” “Evet unuttuk.” “Bugünü unutmuştunuz ya.” İşte yalan da öyle siz yalan söylediniz, yalan söyleyenin bütün  gayreti gerçekleri örtmektir ve yalan söyleyenin en çok rahatsız olduğu şey de doğrulardır.

Zaman, zaman size söylüyorum, çocukluğumda oyun oynardık, rahmetli babam çok sertti, akşama eve geliyorum, bir de bizim bir komşu vardı, komşunun oğlu da beni kızdırmayı çok severdi. Ben de söylenen her şeyin doğru olduğuna inanırdım. Evde yalan söylemek için bir ortam yok bizim evde, şimdi diyordu ki; “Baban seni öldürecek, postuna saman dolduracak, boz eşeğe bindirecek kapı kapı gezdirecek.” Ben de gerçekten öyle yapacak zannediyordum, hal bu ki yaptığım evvelki akşam, hava karardığı zaman eve gelmişim. Şimdi akşam oldu mu, bir kenara geçer yatar, uyuma numarası yapardım babam geldiğinde. Ondan sonra kulağım hep konuşulanlarda, kim ağzını açsa ona hemen şey yapardım; beni mi acaba haber verecek diye. Sonra, biraz sonra tehlike geçince uyanırdım, kalkardım bu defa herkesle beraber yemeğe. Artık tehlike geçti kimse haber vermiyor ama gene kim ağzına açsa; hah beni haber verecek.

Şimdi yanlış bir şey yapan insanlar hep böyle, yaptıkları yanlışın farkındalar bize ağzımızı açtırmıyorlar. Şimdi Süleymaniye Camiinde yirmi bir sene Cuma vaazı yaptık. Sonra bir grup, grubun önde gelenlerinden birisi telefon etti “sen mücadeleden vazgeçmiyorsun, biz de kılıçları çekeceğiz” dedi. “Hadi çekin bakalım, hodri meydan.” O hafta camide bir gürültü meydana getirdiler ve siyasi idare ile de irtibatlı olarak vaazımıza son verdiler. Yıllardır sabah namazlarını burada kıldırıyordum, namazdan sonra dönüp namazda okuduğum bir, iki ayetin mealini veriyordum aynı grup bundan da çok rahatsız oluyordu. İki hafta önce onu da yasakladılar, sabah namazından sonra… Hal bu ki kaç kişi geliyor Süleymaniye de? Beş kişi, Altı kişi, on kişi o kadar. Şimdi doğruyu söyledin mi, hiç kimse dayanamıyor doğrulara, isterse bir kişi olsun. Ben işte çocukluğumda ki o şeyi hatırlıyorum. Yani bir yerde küçücük bir tıkırtı duysam; “hah beni babama haber verecekler” diye korkuyordum. Şimdi bunlarda korkuyor, bu adam bizi babama haber verecek diye.

Fakat tabii, hakikatler öyle bir şey ki; ne yaparsanız yapın bunları örtmek mümkün değil. Gerçekleri örtmek mümkün değil. Siz güneşin doğmasını engelleyebilir misiniz? Ne yaparsınız? Evinizin perdelerini daha da kalın yaparsınız ışıksız kalırsınız, kendinizi karanlıkta bırakırsınız, güneş doğmadı diye kendiniz aldatırsınız. Zararı kim görür? O perdelerin arkasında güneşsiz kalan kişi görür. Onun için gerçekleri perdelemek mümkün değil. Ben şimdi bizim doktora ve mastır yapan arkadaşlara diyorum; mesela bir yerde bir şey okuyorlar burada bir yanlışlık var “Hocam hangi kitaplara bakalım hata diyorsunuz, doğrusunu bulmak için?” Başka kitaba bakmayın, aynı kitabı okuyun kendisi hata olduğunu söyler ona, başka kitaba lüzum yok. Çünkü bir yerde bir yalan söylediğiniz zaman bu yalanı devam ettiremiyorsunuz ki, biraz sonra unutuyorsunuz. Unuttunuz mu doğruyu söylüyorsunuz öyle değil mi? Sürekli aklınızda tutamıyorsunuz ki onu, bir yere not etseniz bile zaten sizin fıtratınıza ters düşüyor ve bugüne kadar  hiç aksi çıkmadı yani. Okuyun, o kitabın içinde vardır bu hata, kendisine, kendi tükürdüğünü yalattırırsınız daha güzel. Ama doğruları söylerseniz yanılabilirsiniz, insan. Hakikaten çok iyi niyetli olursunuz da yanlış anlamış olabilirsiniz, o normal. Biraz sonra Cenab-ı Hak sizin hatanızı bir şekilde fark ettirir, onu orada tasfiye edersiniz.

“Evelem yerav ilettayri fevgahum sâffâtiv” “Onların üstlerinde sıra sıra uçan kuşları görmediler mi?”

Hele o göçmen kuşların gittiği zaman vardır, bakarsınız en önde bir tek kuş, onun arkasında iki kuş, onun arkasında böyle yavaş yavaş, artık kaç tane kuşsa, onun hesabını yapmak lazım, yavaş yavaş artıyor, böyle bir üçgen gibi oluşturuyor sonra tam bir asker disiplini içerisinde sıra sıra kuşlar uçar giderler. Saf saf süzülüp gidiyorlar.

“ve yagbıdn” “kanatlarını yumarlar, açık kanatlarını içeri çekerler ve düşmezler.”

Gerçekten şöyle bir bakarsınız sanki su gibi akıp gidiyorlar ve hep aynı seviyede gidiyorlar, birisi aşağıda, birisi yukarıda değil. Bir askeri disiplin içerisinde.

“mâ yumsikuhunne iller rahmân” “onları sadece orada Rahman tutar.”

Yani iyiliği sonsuz olan Allah-u Teala orada tutuyor. Yani onun orada durması için gereken şartları yaratan Allah’tır. O kuşu da orada duracak şekilde yaratan Allah’tır. O kuşa kanadını açıp kapama konusundaki bilinci zihnine yerleştiren Allah’tır, her şeyi Allah-u Teala koymuştur. Allah’tan başka bunu yapabilecek hiçbir şey yok.

Şimdi mesela o kuşlar uçar giderler, bizde kuşlara bakarak uçaklar yaptık, bu da çok büyük bir başarıdır insanoğlu için uçak yapımı. Çok büyük bir başarıdır gerçekten yani bunu inkar etmek diye bir şey söz konusu olamaz. Ama bakın kuşlar için hiç havaalanı falan yok gider bir taşın ucuna konar, bir dala konar, bir yere konar. Ondan sonra yer hizmetleri yok, pist yok, yakıt ikmali falan yok, o kendi kendine nerede bir şey bulursa oradan aldıklarını, vücudu o yakıtını imal eder, vücutta o fabrikaların hepsi vardır, yürür gider. Biz de aynı şekildeyiz, bir yerinde bir arıza olursa kendi kendine tamir eder onu. Bazen tamiri imkansız arızalar olabilir o ayrı tabii elbette her şey için de ölüm söz konusudur.

“innehû bikulli şey’im basîr” “Allah her şeyi görmektedir.” (Mülk 67/19)

Yani Cenab-ı Hakkın görmediği hiçbir şey yok, her şeyi görüyor ve her şeyin ilerisi gerisi nedir onu gayet iyi bilir.

“Emmen hâzellezî huve cundul lekum yensurukum min dûnir rahmân” “Allah’tan önce size yardım edecek ya da Allah ile sizin aranıza girerek size yardım edecek o ordu kimmiş? Var mı böyle bir ordu? Sizin emrinizde olan bir ordu var mı Allah’a karşı sizi koruyacak?” “inil kâfirûne illâ fî ğurûr” “O doğruları görmek istemeyenler, görmezlikten gelip kafir olanlar var ya bunlar sadece kendilerini aldatırlar, başka kimseyi değil.” (Mülk 67/20)

Tıpkı güneş ışığı girmesin diye kalın perdeler örten, güneşin doğmadığını kendine inandırmaya çalışan gibi zararları sadece kendilerine olur, başkasına olmaz.

“Emmen hâzellezî yerzugukum in emseke rizgah” “Size rızık verecek olan da kimmiş, eğer Allah size verecek olduğu rızkı tutacak olursa size kim rızık verebilir?”

Şimdi biz fabrikalar yapıyoruz değil mi? İşte imalat sanayi, işte bilmem çeşitli üretimler falan. Eğer topraktan bir şey gelmezse ne yapabiliriz? Yani toprak buğdayı bitirmedi, yağmur yağmadı. Bir zamanlar İstanbul’da öyleydi, İstanbul susuz kalmıştı, Armutlu’dan gemilerle su getirmeye başladılar. Bulutlar geliyor İstanbul’un üzerine kadar, yağmur yağdı yağacak diyoruz, biraz sonra diyorlar ki vazgeçtik çekip gidiyorlar başka tarafa. Allah Allah, geliyor geliyor, gidiyor. Hadi yağdı, uzunca süre biliyorsunuz yağmur yağmadı. Biraz daha öyle devam etseydi ne olurdu? Bugün biz burada olabilir miydik? Peki, Armutlu’nun da suyu kesilse ne olacak? Hal bu ki İstanbul’un ortası koskoca bir deniz, Marmara Denizi var. O deniz bizim susuzluğumuzu giderebilecek miydi? Bak vermedi mi vermiyor, bulut geliyor tepene kadar ondan sonra çekip gidiyor. Yağmur bombaları getirildi bir şey oldu mu? Hiçbir şey olmadı, bir sürü masraflar, masraflar, masraflar bütün barajlar boşaldı bir şey yok. Allah-u Teala vermedi mi, bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Cenab-ı hak yağmuru bol bol yağdırsa da biz tembellik etsek gene aç kalırız. Ama Allah yağdırmazsa yağmuru, Allah bitirmezse topraktan bir şey sen ne yaparsan yap, yapacağın bir şey yoktur.

Yeryüzünde bir sürü fabrikalarımız var, hiç buğday üreten fabrika biliyor musunuz? Ya da böyle bir fabrika insanlar yapabilirler mi? Yahut su üreten fabrika yapılabilir mi? Olur mu? Mümkün değil yani bir laboratuarda su üretmeye kalkışsalar belki bir bardak su için dünya kadar çalışma yapılır, o suyu üretinceye kadar belki bir damacana su tüketirler o üretenler. Sonra bir de zaten ona para mı yeter, kaç kişiyi doyuracaksınız onunla?

“ Emmen hâzellezî yerzugukum in emseke rizgah” “Eğer rızkını tutacak olursa size rızık verecek olan kim?”

Peki, sizi koruyacak bir ordu yok Allah’a karşı, size rızık verecek olan da yok, Allah isterse sizin tepenizden taş yağdırır buna karşı koruyacak yok, isterse sizi yerin dibine geçirir buna karşı da koruyacak yok ve gözünüzün önünde bu olayları hep görüyorsunuz. Falan yerde şu felaket olmuş, filan yerde bu felaket olmuş diye hep başkalarında olmaz, bazen de siz haberlere konu olabilirsiniz. Başkalarından haber geldiği zaman pek fazla bizi etkilemiyor ama biz o habere konu olduğumuz zaman feryadı basıyoruz. Tamam, elbette ki üzüleceğiz ama bunun önceden tedbirini almamız lazım, en azından Yaratıcıyla ilişkilerimizi düzgün tutmamız lazım.

“bel leccû fî utuvviv ve nufûr” “hayır bu insanlar ısrarla dik kafalılık etmeye çalışıyorlar, Allah’a laf öğretmeye çalışıyorlar, dini kendi arzularına uydurmaya çalışıyorlar ve Allah’ın emirlerinden ısrarla kaçıyorlar.” (Mülk 67/21)

Şimdi yaşadığımız şu günlerde, uzun hazırlık çalışmalarından sonra yeryüzünde, İslam-Hıristiyan karışımı yeni bir din icat etmenin hızlı çalışmaları var. Türkiye’de var her tarafta var. Yeni bir din icat ediyorlar, o öyle bir din ki; biraz Yahudilikten var, biraz Hıristiyanlıktan var, Hıristiyanlığın, dünyada artık bütün iddiasını kaybettiğini gördüler, kimsenin Hıristiyan olmayacağını herkes gördü, o zaman insanlarda Müslümanlığa doğru hızla koşuyorlar. O zaman yapılacak şey, Müslümanlığın içerisini Hıristiyanlıkla doldurup dışarısını, şöyle vitrini Müslümanlıkla boyayacaksınız, yeni bir din ortaya çıkaracaksınız. Şimdi onun çok hızlı hazırlıkları yapılıyor, çalışmaları yapılıyor ve dünyaya şimdi onu yaymaya çalışıyorlar.

Tabii ne kadar ne yaparlarsa yapsınlar bu tam bir balondur, başka hiçbir şey değildir. Balonun da görünmeyen küçücük bir noktasına bir iğne batırdın mı görünen kısımlar da paramparça olur. İşte biz öyle Süleymaniye Camiinde sabah namazında üç, dört kişiye yapılan konuşmadan rahatsız olmaları boşuna değil tabii. Balonu nerden, nasıl patlatırsan patlar. Balon olduğunu biliyorsanız toplu iğnelere karşı bütün tedbirleri alacaksınız. Bu çalışmalara devam etsinler ama ben şuna inanıyorum, bu çalışmalar Müslümanlığın daha çok yayılması için ciddi manada zemin oluşturacaktır.

Yani şimdi Müslümanlıkla, Hıristiyanlık bir arada olması mümkün değil. Çünkü Hıristiyanlık bir din değil. Hıristiyanlık bir din değil, belki size ters gibi gelecek de, değil, bir din değil. Yani efendim semavi din, bilmem İbrahimi din; bunların hepsi bir iftira. Onların Hz.İbrahim’le hiçbir alakası yok Hıristiyanların. Yahudilerin de bir alakası yok.

“Mâ kâne ibrâhîmu yehûdiyyev ve lâ nasrâniyyev ve lâkin kâne hanîfem muslimâ” Bunu söyleyen Allah-u Teala; “İbrahim, ne Yahudiydi ne Hıristiyan” (Ali İmran 3/67)

Peki İbrahim (A.S.) Yahudi de değil Hıristiyan da değil, Cenab-ı Hakka karşı ne diyorlar; “Ya Rabbi sen bilmiyorsun” diyorlar. Bunlar da İbrahim’i…”Ha öyle mi kusuruma bakma kulum, tüh”. Öyle mi diyecek Cenab-ı Hak? Bunlar Allah’ın dini olmaktan çoktan çıkmışlar, Papazlar kendilerini Allah’ın yerine koymuşlar, insanlıkta bunu kabul etmiyor artık. Eskiden belki kabul ettirebilirdiniz, kendileri de kabul edemiyorlar bunu. Akıl ve mantık işi değil, ondan sonra ortada tek din var o da İslamiyet. Bunun da herkes farkında, o zaman ne yapacak? Bu sömürü düzeninin devam etmesi için vitrini değiştirmeye çalışıyorlar, vitrinin arkası gene aynı ama vitrin değişecek. Valla o vitrine koyduğunuz birkaç tane resim insanları sizden uzaklaştırmaya yeter, ne kadar uğraşırsanız uğraşın. Yapacağınız hiçbir şey yok, bu boşuna bir uğraşmadır.

Bazıları da onların yanında izzet ve şeref arıyorlar. Allah-u Teala böyleleri için ne diyor;

“eyebteğûne ındehumul ızzete feinnel ızzete lillâhi cemîâ” “Onların yanında izzet ve şeref mi arıyorlar İzzet ve şerefin tamamı Cenab-ı Hakka aittir” (Nisa 4/139)

Onun için Allah’ın yolunda gidenler dünyanın en güçlü adamlarıdır. Bir tek kişi olsalar bile onlardan daha güçlüsü yoktur. Çünkü izzeti ve şerefi Allah-u Teala veriyor. Sıfırın altındaki rakamların arttıkça değeri ne olur? Daha da düşer, sıfırın üstündeki en küçük rakam, sıfırın altındaki sayısız rakamdan daha değerli değil midir? İşte bu kadar. Bu yeni din oluşturma çalışmaları yeni değil, çok eski ama ben yazdığım yazılarla işin bu tarafına hiç değinmiyorum, pek değinmeye de niyetim yok çünkü o kadar…o boşuna bir uğraşı öyle lüzumsuz işlere ayıracak vaktim yok şahsen. Yani bu tip şeylere uzaktan gülüp geçeriz başka bir şey yapmayız. Çünkü bunlar boşuna uğraşılardır, doğruları söylediğiniz zaman yanlışların hepsi zaten ortadan kalkar. (Salondan bir katılımcı “Urfa’yı ortak kıble yapma” çalışmasından bahsediyor)

Urfa’yı ortak kıble yapmak, çalışsınlar canım yani dünyada o kadar din uyduranlar var, bunlarda uydursunlar ne fark eder ki? Önemli değil, bizim için önemli olan Hak’tır, batıllar çok. Hakkı söyle gerisi önemli değil, şimdi koskoca bir salondayız değil mi? Bu salonu aydınlatan ampulleri toplasak bir kenara koysak varlığını bile göremezsiniz, kaybedebiliriz ama koskoca salonu birkaç tane ampul aydınlatmaya yeter. Biz, o ampuller olduğumuz zaman hiç problem değil, ne yaparlarsa yapsınlar.

“bel leccû fî utuvviv ve nufûr” “Yani bunlar böyle ısrarla yani böyle inatçı tavırlarıyla kendi kafalarının doğrultusuna gidiyorlar ve hep gerçeklerden kaçıyorlar.” (Mülk 67/21)

Mesela bu çalışmayı yapanlardan birisinin bir dergisinde şunu okumuştum; “İhtilaflı konulara girmeyelim, ihtilaflı konulara girip de aramızdaki diyaloğu ortadan kaldırmayalım.” İhtilaflı konular neler? Efendim üç tanrı olmaz demeyin, İsa Allah’ın oğlu değildir demeyin, Allah birdir O’ndan başka ilah yoktur demeyin. Peki, İslam Dini? İslam Dini Allah’ın son dinidir, Hak Dindir de demeyin. Peki Muhammed? O da son peygamberdir falan demeyin. E peki o zaman bizden, bizim varlığımızdan bahsetmenin bir anlamı var mı? O zaman peygamberler niye geldiler? Yani tıpkı bana yapılan teklif gibi ; “doğruları konuşma.” “Problem çıkıyor, itici oluyorsun.” Bir başkası da aynen şunu söyledi, aynı gün ve bir saat arayla ; “Yaa Abdülaziz Bey” dedi “doğrular doğru ama söylersen engel çıkarırlar, senin önüne çıkarlar, ilerlemene engel olurlar” bilmem ne falan. Dedim yani “ben herhalde şu anda bulunduğum konumdan daha ileri bir konum düşünemiyorum ki ve bir başkasının yanında da herhangi bir şey beklemiyorum ve şunu da çok iyi bilin ki bunu asla bırakmam” dedim. Hiç mümkün değil.

Şimdi yani doğru yola Allah’ın yoluna gitmek lazım ama burada bizi bekleyen şöyle bir tehlike var; birçok kimse bunu yapar, ben görmüşümdür, siz de görmüşünüzdür, bir konunun mücadelesini verir verir belli bir noktaya geldiği zaman aynı rolü kendisi üstlenir. Şaşırırsınız, bu adam bunun mücadelesini veren adam değil miydi? Ne oldu? Şimdi bizim için de öyle bir tehlike var. Şimdi batıllarla mücadele verirsiniz verirsiniz, batıl adama para kazandırmıyor, itibar da kazandırmıyor yani dünyalığı isterseniz. Allah’ın rızasını, doğruları isterseniz onun kazandırdığını hiçbir şey kazandırmaz ama başka şeylere hevesiniz kayarsa, benim de şuyum, buyum olsun derse mecbursunuz yalancı olmaya, mecbursunuz iftiracı olmaya, mecbursunuz. O mücadele ettiğiniz kişilerin konumuna bu defa siz düşersiniz, bu konuda da birbirimizi sürekli uyaralım. Hepimiz birbirimizi sürekli uyaralım ki aleme nizamat verirken bizim evimizde bin türlü teseyyüp bulunmasın. Ziya Paşa’nın öyle bir şiiri vardır;

Anlar ki verirler aleme nizamat / Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.

Yani birçok insanlar çevreye düzen vermeye çalışırlar ama evlerinin içerisinde hiçbir düzen yoktur ve her şey birbirine karışmıştır, onun için bizim evlerimiz düzgün olsun. Buna da çok dikkat edelim yani birbirimizi sürekli uyaralım.

(BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU)

Bismillahirrahmanirrahim.

“Efemey yemşî mukibben alâ vechihî ehdâ emmey yemşî seviyyen alâ sırâtım mustegîm” Mülk Suresinin 22. Ayeti olan bu Ayette Allah-u Teala şöyle buyuruyor; Böyle yüzüstü düşüp yürüyen kişi mi? Burada “men”, “men” olduğu için akıllı bir varlık demektir. Bazı insanlar böyle sürünerek yürürler, kim sürünerek yürür? Savaş sırasında düşman kurşunlarından korkanlar yani mecburen sürünerek yürürler ama böyle mecburi yürüyüş olmadan bir insan sürünerek yürürse bakarsınız; “Allah, Allah bu adam ne yapıyor” dersiniz.

““Efemey yemşî mukibben alâ vechihî” “Yüzüstü sürünerek yürüyen kimse mi?” “ehdâ emmey yemşî seviyyen alâ sırâtım mustegîm” “yoksa doğru yolda dimdik yürüyen bir insan mı hedefine daha kolay ulaşır?”

Yüzüstü yürüyen kişi ilerisini göremez yani bir uçurumun kenarına kadar gelir farkına bile varamaz. İşte dimdik yürüyen insanlar, ilerisini gören insanlardır ilerisini, gerisini her tarafı görür ona göre hareket ederler. Yani yaratıcıyı görür, yaratılanı görür, yaratıcıyı nasıl görür? Yaratıcıyı yaratılandan görür, etrafındaki o görsel ayetlerden, kevni ayetlerden yaratıcıyı görür, davranışlarını ona göre ayarlar. Yani Müslüman’ın böyle utanacak, çekinecek bir tarafı yoktur son derece rahat ve her yerde son derece başarılı şekilde yürür gider. Alnı açık, yüzü ak, başı dik ama başını önüne eğmekle kalmamış iyice yere yapışmış olan bir kimse işte bunlar doğrulardan kaçan insanlardır zaten yüzleri toz toprak olur, kafalarını sürekli o taştan o taşa çarparlar yani bir türlü huzurlu olamazlar bu dünyada.

“Gul huvellezî enşeekum” “De ki: Sizi oluşturmuş olan Allah’tır” Yani bir insan o kadar farklı bir şekilde oluşturulur ki, işte topraktan alınan gıdalar ana rahminde cenini oluşturur, cenin insan şekline girdikten sonra oraya ruh girer, sonra insan dünyaya geldikten sonra en güzel gıdalarla beslenir ve mesela insandan başka hiçbir varlık, insan  kadar nazlı, insan kadar da külfetli değildir.

Şimdi şöyle düşünün, soframıza bir parça ekmek gelinceye kadar yapılan işleri düşünün. Bir parça ekmek, birisi buğdayı alacak, tarlayı hazırlayacak, o buğdayı tarlaya atacak, yetişinceye kadar bekleyecek, yetiştikten sonra biçecek, onu tüccara satacak, tüccar getirecek un fabrikasına satacak, un fabrikasında o öğütülecek, çuvallara konulacak, şehre getirilecek, şehirdeki toptancı fırıncıya satacak, fırıncı hamur haline getirecek ve ekmek pişirecek, ondan sonra da bakkala gidecek, bakkaldan da bizim soframıza gelecek yiyeceğiz. Bir parça ekmek. Ee soframızdaki su, diğer gıdaların hepsi öyle, ee o gıdaları bir evde yeriz o evin yapımı öyle, dışarıya çıkarken elbise giyeceksiniz, ayakkabı giyeceksiniz bilmem ne bir de kravatta takıyoruz, başka şu bu falan. Yani bir kişinin yaşaması için binlerce kişinin çalışması gerekiyor ve öyle ki herkes birbirine muhtaç ama mesela bir koyun, bir koyunu kaldırırsınız götürürsünüz bir bahçeye bağlarsınız yanına da su geçiyorsa tamam keyfine diyecek yoktur, bütün ihtiyacını oradan karşılar, bütün canlılar öyle ama insan öyle değil. Hiçbir insan kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayamaz, bu mümkün değil, her insan başkalarına muhtaçtır ve başka binlerce kişiye muhtaçtır. Herkes birbirine öyle muhtaç ki herkesin çalışmasına ihtiyaç var ve müthiş bir organizasyon var, insanoğlu böyle. Onun için Allah-u Teala bizi inşa etmiş yani oluşturmuş, çok değişik şeylerle, öyle tekdüze bir varlık değiliz.

“ve ceale lekumus sem’a vel ebsâra vel ef’ideh” Bu üç şey insanın tüm canlılardan farkını ortaya koyuyor. “Allah sizin için işitmeyi, görmeyi ve kalpleri oluşturmuştur” “galîlem mâ teşkurûn” “ne kadar az şükrediyorsunuz.” (Mülk 67/23)

Biz burada kalalım çünkü bu ayet-i kerimenin açıklamasına girersek bugün yetiştiremeyiz, sorulara da vakit kalmaz, şimdi sorulara geçiyoruz.

SORU: Son zamanlarda kolalı ve gazlı içeceklerin içerisindeki alkol miktarı ile ilgili tartışmalar yapılmaktadır, bu miktar alkol, kolalı ve gazlı içecekler için haram derecesinde midir?

CEVAP: Şimdi kola ve gazozların içerisinde belli oranda alkol var deniyor, onun içerisine alkol katılıyor deniliyor, tabii bu tür içeceklerin içerisine dışarıdan alkol ilave etmek kabul edilemez. Yani bunun çaresine bakılması ve bunu yasaklayıcı önlemler alınması gerekir. Ama bir de şu var; şekerli ve nişastalı sıvı maddeler oda sıcaklığında belli bir süre kalırlarsa içerisinde alkol oluşmasına da hiç kimse engel olamaz. Dolayısıyla bizim pişirdiğimiz nişastalı ki yiyeceklerimizin birçoğu nişastalı birçoğu da şekerlidir. Mesela yiyeceğiniz içerisine un kullanırsınız ya da işte tarım ürünleri kullanırsınız, bunlar nişastalı ürünlerdir. Patatestir, bilmem nedir falan. Belli bir süre kaldığında ekşime olur. Bu ekşime fark edilmeyecek derecede de olur fark edilecek derecede de olur. Fark edilecek derecede olduğu zaman yemeği yemezsiniz, fark edilmeyecek derecede olduğu zaman da gene onun içerisinde alkol oluşmuştur ama yiyen insanı sarhoş etmez ondan dolayı da haram değildir.

İnsanoğlunun vücudunda yanlış hatırlamıyorsam binde bir oranında alkol vardır. Yani kanda. Buna vücudun tabii olarak ihtiyacı var, tabii olarak ihtiyacı olan o alkolü Allah gıdaların içerisine yerleştirmiş, biz onları zaten oradan tabii olarak alıyoruz bunda bir problem yok. Ama onu sarhoş edici içki haline getirdiğiniz zaman mesela evinizdeki o yemekler ekşidiği zaman kokusundan belli olur bazen de köpürür o yenmez artık, haramdır onu yemek. Şekerli ve nişastalı içecekler sarhoş edecek noktaya geldikleri zaman içilmezler ama mesela siz gazozdan ve koladan sarhoş olan insan hiç duydunuz mu ya da gördünüz mü? Ben duymadım ve görmedim. Burada ölçü bir şeyin içerisinde alkol var mı yok mu değil, ölçü, içildiği zaman sarhoş ediyor mu etmiyor mu? Çoğu sarhoş ediyorsa azı da içilmez ama gazozun çoğu da sarhoş etmez, kolanın çoğu da sarhoş etmez yani ben böyle bir şey duymadım bu zamana kadar. Tekrar ediyorum, bunların içerisine dışarıdan alkol katılması kabul edilemez ama kendi içerisinde tabii olarak oluşmuş alkoller de bunları içmeye mani değildir.

Evet şimdi Mekke’de bir arkadaş anlatıyor, Türkiye’den birkaç kişi gelmiş “biz hac yapacağız” “tamam ne güzel yapın” “yok biz şimdi bugün gideceğiz” “nasıl bugün gideceksiniz?” “Arafat’a götür bizi, Mina’ya, Müzdelife’ye şeytan taşlayalım Türkiye’ye döneceğiz” “Ne zaman dönüyorsun kardeşim?” Şimdi bizim hocalar çıkıp konuşuyor, enteresan bir şey de onlara cevap verecek kişiler çıkarılmıyor yani şey gibi; hani Nasreddin Hoca bir köye gitmiş, kışın gidiyor, akşam üzeri köyün köpekleri Hoca’ya hücum ediyor. Hoca yerden bir taş alayım diyor, hangi taşa el atsa donmuş koparamıyor oradan. “Bu ne biçim köy, köpeklerini serbest bırakmış taşlarını bağlamışlar.”

Yani şimdi tamam farklı görüşler ortaya konsun ama onlara cevap verecek kişilere de imkan verilmesi lazım. Karşılarına öyle kişileri çıkarıyorlar ki cevap vermesi mümkün değil, böyle olunca da insanların zihinleri karmakarışık oluyor. Bize diyorlar ki; “niye cevap vermedin?” Kardeşim cevap veriyoruz ama bizim verdiğimiz cevaplar televizyondan yayınlanmayınca birkaç kişi duyuyor ama televizyondan ya da gazeteden yayınlanırsa o zaman daha çok kimse duyar. Şimdi şeyi bir açarsak Bakara Suresi 197. Ayeti. Allah-u Teala orada şöyle buyuruyor;

“Elhaccu eşhurum mağlûmât” “Hac bilinen aylardadır” (Bakara 2/197)

Kim bilir bunu? Bunu Mekkeliler biliyor demek ki değil mi? Çünkü İbrahim (A.S)’dan beri sürekli Hac mevsimi var, belli aylarda sürekli hac yapılıyor. O zaman Allah-u Teala burada ne buyurmuş oluyor? “Haccın zamanı değiştirilmiş değil” buyurmuş oluyor değil mi? Yani siz her zaman, ne zaman yapıyorsanız gene aynı zaman yapacaksınız. Malum aylarda, bunlar hangi aylar? Şevval, Zilkade, Zilhicce. Şimdi Şevval ayının bugün son günü yanlış hatırlamıyorsam, yarın Zilkade başlıyor arkasından Zilhicce ayı geliyor. Bu üç ay Hac ayı yani Ramazan Bayramının birinci gününden itibaren Hac ayları başlıyor, Zilhicce’de bitiyor. Şimdi bu Hac aylarından Zilhicce’den sonra bir ay daha var Muharrem. O hac ayı değil ama Zilkade, Zilhicce ve Muharrem üç ay haram ayı. Haram Ayı ne demek? Haram ayı demek bu aylarda düşmanını da görsen dokunmayacaksın demektir.

Peki, bu aylarda ne olur? Bu aylarda eskiden panayırlar kurulurdu. Arap yarımadasından ve çevre ülkelerden herkes mallarını Mekke’ye getirir ve çevresine getirir, Taife’de getirir. Büyük büyük pazarlar kurulur ve insanlar mallarını satar sonra Hac da yapar giderlerdi. Yani müşrikler sürekli Hac ve Umre yaparlardı. Şimdi bu üç ay; Şevval, Zilkade, Zilhicce. Bir de Muharrem’i katarsanız dört ay. Yani bu birazdan okuyacağım ayetlerde de göreceksiniz, büyük bir ekonomik hareketlenmeyi de içerisinde barındırıyor.

“femen ferada fîhinnel hacce felâ rafese ve lâ fusûga ve lâ cidâle fil hacc” “kim bu aylarda Hacca başlarsa Hac esnasında eşi ile ilişkide bulunmak yok –yani ihramlı iken-, fasıklık yapmayacaksın –her zaman yapacaksın ama o zaman daha çok dikkat edeceksin- ve kimseyle dalaşmak yok.” “ve mâ tef’alû min hayriy yağlemhullâh” “hayır olarak ne yaparsanız onu Allah bilir” “ve tezevvedû feinne hayraz zâdit tagvâ” “kendiniz için azık hazırlayın, en iyi azık ta kendinizi korumanızdır.” Neden koruyacağız? Yanlışlardan. Allah’ın yanlış dediği şeyden koruyacağız. “vettegûni” “bana karşı kendinizi koruyun yani benim emir ve yasaklarıma uyun” “yâ ulil elbâb” “ey içi temiz olanlar. Başka niyeti, başka içten içe hesabı olmayanlar” (Bakara 2/197)

Şimdi bu ayet-i kerimelere baktığımız zaman hac, bilinen aylarda üç ay, başka bir ayete bakmazsan ne dersin? Git bu üç ayın içinde haccını yap gel kardeşim, ne bekliyorsun başkalarını. Hani baştan beri biz sürekli her dersimizde aşağı yukarı tekrarlıyoruz, Kuran-ı Kerim’de hiçbir ayet tek başına okunmaz, onu açıklayan ikinci ayet, onları açıklayan iki tane daha ayet vardır, onu açıklayan iki tane daha. Bazen otuz, kırk, elli, altmış gider ayetler. Hepsini ortaya koyduğunuz zaman mesele açıklanır tabii biz şu anda bütün açıklamaları yapacak değiliz sadece sorulan soruyla sınırlı olarak konuşacağız, yoksa öbürü günlerce konuşulması gereken meseledir. Şimdi şuraya bakın;

“Leyse aleykum cunâhun en tebteğû fadlem mir rabbikum” “Bu aylarda Allah’ın ikramını aramanızda yani kazanç peşinde koşmanızda sizin için bir günah yoktur.”

Bu üç ayda kazanç peşinde koşmak” ne demek olur? Türkiye’de ürettiğin bir malı götürürsün oraya, orada satarsın, para da kazanırsın, oradan da bir mal alır getirirsin burada da para kazanırsın, o arada haccını da yaparsın. Şimdi üç ay bir de arkasından gelen Muharrem dört ay. Bu dört ayın üçü,  haram ayı, düşmanını görsen bir şey demiyorsun, bu ne demektir? Bu Müslümanlara uluslar arası çok büyük bir Pazar oluşturma emridir aynı zamanda. Büyük panayırlar oluşturma emridir. Zaten panayır mantığı, fuarcılık mantığı tamamen bu Hac şeyinden gelmiştir, Araplardan gelmiştir. Türkiye’deki pazarlara bakın hala Araplar hakimdir, bakın göreceksiniz, oradan gelmiştir bu şey yani bu Hac la alakalıdır bu panayır fikri.

Şimdi biz bunları unutmuşuz, dünyanın her tarafından insanlar oraya mallarını getirip satsın, alsın götürsün diyecekseniz ki diyor işte burada. O zaman geniş bir zaman aralığı gerekir ve büyük de bir arazi var Mekke’den Cidde limanına kadar uzayan arazi yüz 130 km. boyunda ve geniş dümdüz bir arazi, istediğiniz büyüklükte orada panayır kurabilirsiniz. Dünyanın her tarafından insanlar gelir ve o arada da fırsatı da değerlendirirsiniz ki Peygamberimiz de öyle yapardı, haz mevsimindeki panayırlarda gider insanlara Kuran okurdu. İslamiyet’i o şekilde yaydı. Arap yarımadasının her tarafından insanlar oraya geldiği için panayırda gider Kuran okur insanlara anlatır onlarda duyduklarını götürür kendi şehirlerinde anlatırlardı. Bu şekilde çabucak yayıldı İslamiyet. Ama şimdi nasılsa bunlar bırakıldı. Bu çok ciddi bir mesele, bunun üzerinde mutlaka durmak lazım. Şimdi buradan diyor ki;

“feizâ efadtum min arafâtin” “Şimdi bu üç ay Arafat’tan seller gibi aktığınız zaman”

Şimdi Arafat’tan aktığınız zaman, bir tek gün bu, seller gibi, “efada” “efadtum. Şimdi bu üç ay içerisinde her giden grup kendi başına hac yapıp geri gelse, seller gibi akma imkanı olur mu? O zaman ne oldu şimdi üç ay? Bir güne düştü, değil mi?

“fezkurullâhe ındel meş’aril harâmi” “Arafat’tan akarken Meşar-i Haram’da Allah’ı zikredin.” Diyor. Meşar-i Haram’da, “Müzdelife” dediğimiz yer yani orada bulunan bir alan, orada Allah’ı zikredin. Arafat’tan hacılar böyle gerçekten dağ taş insan dolar, aman Allah’ım. Hacca gidenler çok iyi bilir, hakikaten sanki o vadiyi bir insan seli alır, gelir Müzdelife’de biraz beklersiniz ondan sonra duanızı yapar devam edersiniz.

“vezkurûhu kemâ hedâkum” “Allah size nasıl doğruyu nasıl gösterdiyse işte o şekilde Allah’ı anın.” “ve in kuntum min gablihî lemined dâllîn” (Bakara 2/198)

Şimdi ayetleri atlıyorum, dedim ya fazla detaya giremeyiz çünkü vaktimiz yetmez buna. Bakara 203. Ayet;

“Vezkurullâhe fî eyyamim mağdûdât” “Allah’ı sayılı günlerde anın” “femen teaccele fî yevmeyni” “kim acele eder işini ki günde bitirirse” “felâ isme aleyh” “ona bir günah yok.” “ve men teahhara” “kim bir gün daha uzatırsa” “felâ isme aleyhi” “ona da bir günah yok.”

Şimdi burada da üç gün var değil mi? Bir de Arafat’tan inilen gün, dört gün. Zaten hacılar ne yapıyorlar ki işte bu dört günde bitiriyorlar işlerini. Arafat’a çıkıyorsunuz, oradan inerken Müzdelife’de Cenab-ı Hakkı arıyorsunuz, şeytanı taşlıyorsunuz sonra üç gün daha kalıyorsunuz. İki gün kalırsanız bir günahı yok, üç gün de kalabilirsiniz. Dördüncü gün zaten herkes Mekke’den ayrılır. Üçüncü gün ayrılmaya başlarlar birçokları. Şimdi bir de Hac Suresinde, 336. Sayfa bak Allah razı olsun hemen hazırlığı tamam yapmış Enes Hoca, 336. Sayfa ;

“Ve ezzin fin nâsi bil hacci” “İnsanlar içinde Haccı ilan et” “yeé’tûke ricâlev ve alâ kulli dâmiriy” “sana yürüyerek ve yorgun develer üzerinde gelirler yani bineklerde gelirler.” “yeé’tîne min kulli feccin amîg” “uzak yollardan gelirler, bütün yollar hacılarla dolar.” (Hac 22/27) Gerçekten de öyle oluyor. Niçin gelecekler;

“Liyeşhedû menâfia lehum” “menfaatlerine şahit olsunlar” Bu hangi menfaat? Alışveriş yapacaklar, ticaret yapacaklar, para kazanacaklar, mal satacaklar, mal alacaklar, satıp kazanacaklar alıp götürüp memlekette kazanacaklar. Ayrıca bir de ibadet yapacaklar, görüyor musunuz?

“ve yezkurusmallâhi fî eyyâmim mağlûmâtin alâ mâ razegahum mim behîmetil en’âm” “Belli günlerde, bilinen günlerde –bakın malum- öteden beri bilinen günlerde Allah’ın kendilerine verdiği hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansın Besmeleyle hayvanlarını kessinler” Bu hangi gün? Kurban Bayramının bir, iki, üç, dördüncü günler. Hanefiler bir, iki, üç diyor, Şafiiler bir, iki, üç, dört diyor. O bir gün çok fazla önemli bir şey değil o bir içtihat farkı. Şimdi ne oldu? Hadi size sorayım; bu üç ay içerisinde ben haccımı yapıp döneceğim diyebilir miy insan? Kuran-ı Kerim, işte ayetler ama bu ayetleri okumazda sadece bir ayeti okursanız neye benzer? Adama sormuşlar niye namaz kılmıyorsun? Niye kılayım Allah yasaklamış. Allah, Allah nasıl yasaklamış?

“lâ tagrabus salâte” “namaza yaklaşmayın” (Nisa 4/43) Devamını da okusana? Ben hafız mıyım canım?  Devamı şu;

“ve entum sukârâ” “sarhoşken namaza yaklaşmayın” “hattâ tağlemû mâ tegûlûne” “ne dediğinizi bilinceye kadar”  Demek sarhoşsa bile adam ne dediğini biliyorsa gene namaz kılacak. Ama adam namaz kılmak istemiyor ya; “Allah yasaklamış” canım. Sen öyle demek istersen tabii böyle ayetleri parçalayacaksın. “Hac belli aylardadır.” Doğru ama o aylarda neler yapılacak, sonra dünyanın bütün köşelerinden insanların güven içinde gelip memleketlerine geri dönmeleri kısa sürede oluyor mu? Bakın bugün uçak var, uçak, biniyorsunuz buradan, mesela ben bir gün öğle yemeğini evde yedim, öğle namazını burada kıldım, ikindi namazını gittim havaalanında kıldım, akşam namazını Kabe’de kıldım. Akşam namazından çıktıktan sonra eve telefon açtım, bu kadar geniş imkanlarımız var değil mi? Çok büyük bir imkan içindeyiz var ama buna rağmen dün hacca giden bir arkadaşım telefon açtı, bir müftü arkadaş, dedi ki;

“Dört gün sonra Hacca gideceğim” “Bu kadar erken mi?” “Kırk güne çıktı bu sene” dedi. “Niye?” “Ancak intikaller ve dönüşler oluyor.”

Bakın uçaklara rağmen hacıları götürme getirme ancak kırk günde olabiliyor. Başka yapamıyor. Buradan götüreceksin, yerleştireceksin, bir takım işler yapacaksın. O kadar kolay mı? İki milyon, üç milyon insan çok zor bir şey. Kardeşim bu iki günde üç günde olacak bir şey değil ki, hani oradaki panayırları bir kenara bırakın, bak şimdi bu imkanlara rağmen ancak kırk günde ki Diyanetin organizasyonu her yıl bir numara seçilir. En iyi organizasyon seçilir, bu kadar geniş imkanlara rağmen kırk gün gerekiyor. Buna ne olmuş? Şevval, Zilkade, Zilhicce üç ay doksan gün fazla bir şey yok ki. Aslında Zilhicce’nin de on günüdür. Oradan da yirmiyi çıkarırsanız ne ediyor? Yetmiş gün ediyor. Son derece normal. Dönüş için de zaman var tabii orada Zilhicce’nin sonuna kadar işte Muharrem’de var, çünkü Muharrem’de de kimseye dokunulmuyor, yol güvenliği gerekiyor çünkü hacca gidiş gelişlerde. Cenab-ı Hak bunun bütün şartlarını ortaya koymuş. Evet, üç gün içerisinde, dört gün içerisinde her şey bitiyor ama bunun hazırlığı gidişi, gelişi o kadar kısa bir şey değil ki. Evinde hemen kalk iki rekat namaz kıl öyle o kadar bir olay değil bu. Anlatabildim mi acaba? Peki, başka soru mu var?

SORU: Enam Suresinin 32. Ayeti “bu dünya hayatı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir” ve buna benzer birkaç ayet. Enbiya Suresi 16. Ayette de “Gökleri ve yeri ve bu ikisi arasında var olan  hiçbir şeyi bir oyun ve eğlence olarak yaratmadık” bir çelişki var mıdır?

CEVAP: Bu iki ayet arasında çelişki var mı? (Yahya Şenol soruda açıkça belirtilmemiş diyor) soruda yok da onu sen ekledin. Soru sahibi de onu mu soruyor? İyi bak doğru anlamışım. Şimdi önce Enam Suresinin 32. Ayetini okuyalım;

“Ve mel hayâtud dunyâ illâ leıbuv ve lehv” “Dünya hayatı sadece oyun ve eğlenceden ibarettir.”

Şimdi aslında bazı insanlar dinlerini de oyun ve eğlenceye alırlar, onu daha önceki ayetlerde okumuştuk. Fakat onun dışında düşünürseniz bu bir oyun yani oyun kelimesi bazen iyi anlamlarda, oyun kurma meselesi çok önemlidir yani bir hususta tüm şeyleri ayarlayacaksınız oyun kuracaksınız. Şimdi bakın yani yaptıklarınıza, uğraşıyorsunuz, uğraşıyorsunuz bir şeyler yapıyorsunuz. Bütün bu teknolojidir, sanayidir, üretimlerdir bir şey gelecek, kıyamet olacak yok olup gidecek. Diyeceksiniz ki ya bu kadar uğraştık ne oldu? Yani hepimiz bir kurgunun, bir senaryonun parçasıyız aslında. Yani sahnede sunulan bir oyun, bunun iyi tarafı da var, işi oyun ve eğlenceye almak da var. Yani bazı insanlar ibret alıp başarılı olmak yerine işi eğlenceye de alabiliyorlar. Dolayısıyla bunu iyi tarafa da yorumlayabiliriz kötü tarafa da yorumlayabiliriz ama insanların çoğusu işin oyununda eğlencesinde yani gününü gün etmenin peşinde. Cenab-ı Hakka karşı vereceği hesabı hiç düşünmüyor, aman Allah affeder, Allah bana niye ceza versin diye o tarafı da kendi zannıyla kapatmaya çalışır. Öbürü Enbiya, 324. Sayfa Enbiya Suresi 16. Ayet;

“Ve mâ halagnes semâe vel arda ve mâ beynehumâ lâıbîn” “Gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri oyun ve eğlence olsun diye yaratmış değiliz.” (Enbiya 21/16)

Bir de gökleri ve yeri hak olarak, gerçek olarak yarattık diye de ayet-i kerime var. Şimdi biliyorsunuz bir Eflatun felsefesi vardır, yani bu gördüğümüz her şey gölgedir, bunların hakikati yoktur. Buna inanan bizim bazı Müslümanlarda vardır. Mesela Mevlana’nın “hem o ost” diye bir sözü vardır; “ne varsa odur”. Ya da “la mevcude İllallah” derler; “Allah’tan başka bir varlık yok”. Vahdet-i Vücut’çular böyle yaparlar yani her şey Allah’ın değişik görüntüsüdür, haşa. Sonuçta her şey tanrı oluyor. Onun için;

“Ve mel kelhu vel hınzuri illa ilahuna ve mel ilahu illa rahibun fil keniseti.” Diyorlar ki; “Köpek te domuz da bizim tanrımızdır, tanrı kilisedeki rahiptir” Yani bu inancın, bunu söyleyende İbn-i Arabiye’ye mal edilir değil mi bu söz? Muhiddin İbn Arabi.

Şimdi bunlar, Vahdet-i Vücut’çuluk bu, yani hiçbir şeyin hakikati, varlığı yok aslında bunların hepsi Allah’ın değişik şekilde görüntüleridir. Şimdi Allah’ta bu gibiler için diyor ki; “biz bu gökleri ve yeri oyun olsun diye yaratmadık”. Böyle bir şey yok, bunlar birer gerçek varlıktır, biz de gerçek varlığız ve Cenab-ı hak bizleri imtihan ediyor. Şimdi siz bunu böyle derseniz o zaman her şey Allah’ın görüntüsüyse o zaman siz de Allah’sınız demektir. Öyle değil mi?

SALONDAN: O zaman imtihana ne gerek var.

A.BAYINDIR: İyi ya işte o zaman Allah “oyun olsun diye yaratmadım” deyince işte bu. Bu inanca sahip olanlar için dünyanın yaratılması bir oyundan başka bir şey değildir, yani Allah sanki haşa dalga geçer gibi bir şey yapmış şeklinde oluyor.

Dolayısıyla bu işi birazcık sulandırmak isteyenler bunu hep böyle yaparlar, tarikatçıların önemli Türkiye’dekilerin çok büyük bir bölümü yani biraz müridler belki bu işi bilmeyebilirler ama biraz yukarılara doğru gittiğiniz zaman bu inançta olan insanlardır. Bunlar sanki Allah’ı, oyun olsun diye yaratmış gibi gösteriyor, kendilerini tanrı yapıyorlar, iş bitiyor. Anlatabildim mi?

SORU: Resulullah döneminde zina yapanlar için recm cezası uygulanmış mıdır?

CEVAP: Peygamberimiz (S.A.V) zina edenleriçin recm cezası uygulamıştır. Bu bizim “Doğru Bildiğimiz Yanlışlar” kitabında var. Peygamberimiz, Kuran-ı Kerim’de bir hüküm yok, Tevrat’ta bir hüküm varsa onu uygulamıştır. Tevrat’ta zina edenin cezası recmdir, bunu Kuran-ı Kerim’de tasdik ediyor. Çünkü, zina eden iki Yahudi Peygamberimize geliyorlar, gelmelerinin sebebi de şu diyorlar ki; “Muhammed’e indirilecek kitapta hafifletici hükümler var, siz ona gidin” hani hafifletici hükümler olacağını Tevrat haber vermiş ya “siz ona gidin belki recm yapmaz biz de yarın Allah’ın huzurunda deriz ki; Yarabbi senin bir Peygamberinin hükmüne göre amel ettik.”

Şimdi geliyorlar Peygamber Efendimize, Peygamberimiz diyor ki; “sizin kitabınızda bununla ilgili hüküm nedir?” Diyorlar ki; “Ya Muhammed, kadınla adamın yüzünü karartır, birbirine bağlarız eşeğe koyar şehri dolaştırırız.” “Böyle mi gerçekten?” diyor ve Abdullah Bin Selam’la, Yahudiyken Müslüman olan zatla beraber Beyt-i Midras’a gidiyorlar. Beyt-i Midras; yani “midras” “medrese” kelimesi ile aynı dikkat ediyor musunuz? Çünkü İbranice ile Arapça arasında çok büyük yakınlık vardır, onlar da “midraş” derler yanlış hatırlamıyorsam bugün. Beyt-i Midras’a yani Tevrat’ın okunduğu yere gidiyor Peygamber Efendimiz diyor ki; “Tevrat’ta bu konuda bir hüküm var mı?” “Yok” diyorlar. Yemin verdiriyor Tevrat’ı indiren Allah adına “yok”. O zaman genç birisi diyor ki; “eğer bunu söylemeseydin söylemeyecektim ya Muhammed, var” diyor açıyor ve recm ile ilgili ifadeleri okuyor, Peygamberimiz de diyor ki; “Yarabbi bunlar senin bir hükmünü öldürmüşler ben bunu ilk ihya eden olacağım” diyor.

Kuran-ı Kerim’de de “Ve keyfe yuhakkimûneke ve ındehumut tevrâtu fîhâ hukmullâhi” (Maide 5/43) Maide kaçıncı ayet baktınız mı ona? Neyse bunlar şeyde var bizim “Doğru Bildiğimiz Yanlışlar” kitabında var. Peygamberimiz önce bunu uyguluyor sonra Nisa Suresinin 15-16. Ayetleriyle bu ölüm cezası müebbet hapse çevriliyor kadınlar için, erkekler için de ayıplama, hem kadın hem erkek için ayıplamaya çevriliyor daha sonra da Nur Suresinin 2. Ayetiyle yüz değneğe indiriliyor. Bununla ilgili bütün deliller o kitapta var.

SORU : Asli ihtiyaçlar için kar payı adı altında kredi çekmek caiz midir?

CEVAP: Kar payı adı altında kredi ne demek? Kar payı adı altında kredi, yani herhalde şunu demek istiyor bu soru sahibi; finans kurumlarından kredi çekebilir miyiz? Söylediği o.

Kredi, borç demektir, borç. Borçtan elde edilen gelirin adına da faiz denir. İster finans kurumu, ister başka bir kurum ya da özel kişiler size borç verir yani sizinle yaptığı işlem borç işlemi olur ve bundan dolayı sizden herhangi bir fazlalık alırsa adına ne derse desin o faizdir. Zaten faiz kelimesi esasen Kuran-ı Kerimde olan bir şey değil, kötü bir kelimede değil, faiz, “bereket” anlamında kullanılıyor o iki kelimeyi değiştirmişler ki belki helal olur. Kelimeyi de batırmışlar yani artık “bereket” te gitmiş.

Şimdi borçtan elde edilen her türlü kazanç faizdir. Finans kurumları maalesef ciddi manada yanlış yollara girdiler birçok işlemlerini borç işlemi haline getirdiler. Satışlarda ne alıcı sorumluluğunu kabul ediyorlar ne satıcı sorumluluğunu kabul ediyorlar ama yasaları onları isterlerse yüzde yüz doğru bir, faizsiz bir sistemi uygulayabilme imkanı veriyor yani ellerinde bu yetki var. Ama isterlerse tam bir banka gibi çalışma imkanı da veriyor, o zaman çok dikkat etmek lazım. Verilen para borç şeklinde verilirse ondan dolayı elde edilecek olan gelir faiz olur ama sizin ihtiyaç duyduğunuz herhangi bir malı alıp ta satarlarsa bundan elde edecekleri kazançta caiz olur yani helal olur.

SORU: Sigara, kalp ve damar hastalıklarına yol açar, Peygamberimizin döneminde, içkiyle içilseydi haram kılınır mıydı?

CEVAP: Şimdi  Peygamberimiz (S.A.V.) le ilgili olarak Araf Suresinin 157. Ayetinde ;

“yuhıllu lehumut tayyibâti ve yuharrimu aleyhimul habâise” “temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar” diye bir ifade var. Tabii Peygamberimiz için onun faili Peygamber ama Allah’ın elçisi olduğu için esas haram kılan Peygamber değil Allah’tır. Elçinin yaptığı, onu kendine elçi olarak gönderenin emirlerini insanlara tebliğden ibarettir, çünkü “Mâ aler rasûli illel belâğ” diyor Allah, “Peygamberlere tebliğden başka bir görev düşmez.” (Maide 5/99)

Dolayısıyla Allah orada genel bir prensip koymuş, “pis şeylerin haram, temiz şeylerin helal olması”. Ve bu pis şey dediğimiz zaman da; insana zararlı olan, çevreye zararlı olan şeydir. Sigaranın zararı da herhalde hiç kimsenin şüphe etmeyeceği kadar da açıktır. Onun için Peygamberimiz zamanında olsaydı nasıl olurdu? Tabii ki bu Ayet-i Kerime’nin hükmüne göre bir hüküm verilirdi, bugün ne olacak? Bugün de ona göre hüküm verilecek. İşte şimdi alimlerin büyük bölümü bu ve benzer ayetlere dayanarak diyorlar ki; sigara haramdır. Bir kısmı da diyor ki; bu o kadar da kesin olmayabilir, mekruhtur diyelim diyorlar yani bu ikisi arasında gidip geliyorlar.

SALONDAN: Bir de israfa giriyor değil mi hocam?

A.BAYINDIR: E tabii israfa da giriyor.

SORU: Hocam siz dediniz ki; “gerçek özgürlük İslam’dadır”. Oysa günümüzde ve daha önceki dönemlerde, İslam özgürlüğün önündeki engeldir, dolayısıyla İslam ya da başka din önemli değil bütün dinleri insanların hayatından çıkaralım deniliyor, ne dersiniz?

CEVAP: İslam’ın dışındaki bütün dinlerde, insanları kendisine köleleştirme vardır. Yani herkes der ki; gel sen bana köle ol ben de Allah’a köle olacağım böylece işi hallederiz. Yani insanları Allah adına kendilerine köleleştirme vardır. Bu Müslümanlarda da var. Bizim söylediğimiz gerçek Müslümanlık, Kuran-ı Kerim’de olan Müslümanlıktır. Şöyle bir şey var, dün gelen bir e-mail deki mesela bir olay var; adetli kadınların orucuyla ilgili biliyorsunuz bizim o şey  kitapta da var, zaman zaman burada da anlattık. Orucu bozan şeyler belli, yeme, içme ve karı-koca ilişkisidir. Adetli kadın bunlardan hiçbirisini yapmadığı için orucunun bozulması mümkün değildir ama kitaplarda “adet olduğu an orucu bozulur” diyor. Nereden çıkarıyorsun? Allah o ayetin sonunda da ;

“tilke hudûdullâhi felâ tagrabûhâ” (Bakara 2/187) diyor. Bakın dikkat edin oruçla ilgili hükümleri Allah geniş, geniş anlatmıştır. Hadislerde o kadar detaylı bilgi yoktur oruçla ilgili. Ve sonunda da diyor ki; “bu Allah’ın koyduğu sınırlardır buna yaklaşmayın”. Allah “yaklaşmayın” diyor ama bizimkiler aşmayı başarmışlar.

Gerçekten şu “hududullah” kelimesinin geçtiği bütün hükümlerde sınırlar aşılmıştır. Kuran-ı Kerimde yani Allah’ın koyduğu sınırlar ifadesi geçen. Şimdi Peygamberimize mal ediyorlar, Peygamberimiz diyor ki; yani Aişe validemizden gelen rivayet “biz oruç tutmazdık namaz da kılmazdık. Tutmadığımız oruçların kaza edilmesi emredilirdi ama namazın kaza edilmesi emredilmezdi”. Namazın bir şartı var abdest şartı, temiz olma şartı var, adetli kadın temiz olamaz dolayısıyla istese de namaz kılamaz temiz olamadığı için, gücünün yetmediğinden dolayı da sorumlu olmaz. Oruç öyle değil, temiz olma orucun şartı değil. Adetli kadın en fazla hasta konumunda olur, oruç tutmayabilir olduğu için kaza eder. Tutamaz desek kaza da etmemesi gerekir.

Neyse şimdi biz bütün bunları anlatıyoruz o soru sahibi ikinci sorusunu soruyor, diyor ki; “ya hocam şimdi on dört asırdır herkes yanlış söylemişte siz doğru mu söylüyorsunuz falan. Yav kardeşim, ha diyor; bugüne kadar farklı söyleyen birisi var mı? Ya ben Allah’ın ayetini birisine tasdik ettirirsem mi kabul edeceksin? Yani bir adam mı tasdik edecek Allah-u Teala’nın ayetini? İşte ayet, işte hadis daha ne arıyorsun? Ne diyor Allah-u Teala;

“etîullâhe ve etîur rasûle ve ulil emri minkum, fein tenâzağtum fî şey’in feruddûhu ilallâhi ver rasûli” “Allah’a ve Rasulune itaat edin, bir şey de nizaya girerseniz iş Allah ve Resulune götürün.” (Nisa 4/59)

Bu böyle. Şimdi çok enteresan, soru neydi?

Yahya ŞENOL: Dinleri insanlar arasından kaldıralım mı?

A.BAYINDIR: Hürriyet meselesi de öyle, şey de öyle. Şimdi insanlar asırlar içerisinde kendi kafalarına göre yön vermişler dine. Yav kardeşim bu İslam değil ki, biz bunu reddetmek zorundayız. Peki, bugüne kadar olan insanlar ne olacak? Sen Allah’tan daha merhametli olamazsın herhalde. Onları yaratan, besleyen, büyüten Allah’tır. Allah zalimlik yapacak da sen mi engel olacaksın, haşa? Ne olacaksa olacak, onlar ölmüş gitmişler, onlar için biz yalnız dua ederiz. Hangi ayeti okuyordun Yahya sen?

Yahya ŞENOL: “rabbenağfir lenâ ve liıhvâninellezîne sebegûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî gulûbinâ ğıllel lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfur rahîm”

A.BAYINDIR: Onun için Haşir Suresinde olan o ayeti okuruz; “Yarabbi biz affeyle, bizden önce imanla gelmiş geçmiş kardeşlerimizi affeyle” (Haşir 59/10) deriz. O kadar yapacağımız başka bir şey yok.

Ama bizim uyacağımız şey belli; Kuran ve Sünnet. İşte Kuran-ı Kerimde bütün Peygamberlerin mücadelesi, insanların Allah’tan başkasına kul olmaması, hür olması mücadelesidir. İslamiyet, hürriyet mücadelesidir ama Müslümanlarda hürriyet engelleyici bir durum ortaya çıkıyorsa kesinlikle dinden uzaklaşmışlar demektir. Bunun bir başka manası yoktur.

SORU: Hocam bildirmiş olduğunuz gibi toplum bilerek veya bilmeyerek şirkin bazı çeşitlerini işlemekte, biz de onların arkalarında namaz kılmaktayız. Toplumda kimin şirkte olup olmadığını bilmiyoruz, her hazır bulunan cemaat namazına bu kuşkulu haliyle mi yaklaşacağız, bu ifade doğruysa tanımadığımız kişilerin arkasında namaz kılmamamız mı gerekiyor?

CEVAP: Tanımadığımız kişilerin arkasında namaz kılmamak değil, tanımadığımız bir kişi imam olarak geçmiş namaz kıldırıyorsa biz onu doğru Müslüman kabul etmek zorundayız. Arkasına geçer namazımızı kılarız. Şirkte olduğu konusunda kesin kanaatimiz olan kişilerin arkasında namaz kılmayız. Yani biliriz ki bu adam şirkin içerisinde o adamın arkasında namaz kılmayız, onun dışındaki herkesin arkasında namaz kılarız.

SORU: Hacda şeytan taşlamak farz mıdır yoksa vacip midir?

CEVAP: Hacda şeytan taşlamak az önce okuduğum “eyyamim mağdûdât” Ayet-i Kerimesi şeytan taşlamayla ilgilidir.

“Femen teaccele fî yevmeyni felâ isme aleyh, ve men teahhara felâ isme aleyhi limenittegâ” Bu Bakara Suresinde okuduğumuz ayet. “Sizden kim iki günde acele eder dönerse –ki bayramın birinci günü de dahil üç gün eder- bir günah yoktur –ki bu üç günde olan şeytan taşlama işidir, öteden beri olan budur- üç gün yani dördüncü günde kalırsa yine günah yoktur” (Bakara 2/203) diyor. O günlerin zikri şeytan taşlama sırasında “Bismillahiallahuekber” dir.

Ha burada çok açıkça, biz adına şeytan taşlama diyoruz, Araplar şeytan taşlama demezler “Rembul Cemarat” yani “taş yığınlarına taş atma.” Zaten orada bir taş duvar vardır oraya taş atarsınız, onlar o şekilde ifade ederler. Biz de şeytan taşlama şeklinde ifade var. Orada çok açıkça bu taş yığınlarına taş atın ifadesi olmadığı için buna hep vacip demişlerdir.

SORU: Hamd ile şükürün tarifini bir daha tekrarlar mısınız?

CEVAP: Hamd ile şükrün tarifini bir dahi tekrarlayalım. Bir medih var, Türkçemizde de var “methetmek”, bir kişiyi övmek. Yani kişi “maşallah, çok güzel bir kadın, boyuna posuna bak, selvi boylu vs.”  türkülerde var ya. Ya da çok yakışıklı bir delikanlı. Tamam uzun boyu herhalde kendi oluşturmamış değil mi? Bir kişiyi kendi sebep olmadığı bir özelliğinden dolayı, “maşallah zengin, babası çok zengin” diye methederseniz, bu sadece medih olur, sadece övgü olur. Ama bir kişiyi kendi yaptığı işten dolayı methederseniz onun adına “hamd” denir. Adam çalışıyor başarıyor ya da çok yakışıklı ama hiç kötülüğe gitmiyor, o yakışıklılığını iyi yerlerde kullanıyor, bu da hamddır. Çünkü kendi yaptığı bir şeyden dolayı övüyorsunuz.

O yaptığı işi size yaptığı için överseniz, size birisi bir iyilik yaparsa ne yaparsınız? Teşekkür edersiniz. İşte teşekkür edeceğiniz şekilde yapılan iş de şükürdür. Yani size karşı yapılan bir şey için bir adamı överseniz onun adı şükür. “Ne iyi ettinde bunu yaptın” falan derseniz… Şükür yani Türkçe’deki teşekkürün tam karşılığı.

Size yapılan bir iyilikten dolayı bir kimseye minnet ettiğiniz zaman teşekkür, bir kişiyi kendi yaptığı iyi bir davranıştan dolayı methederseniz hamd. Kendinin katkısı olmadan bir kişiyi methederseniz onun adına da medih denir. Medih en kapsamlıdır, hamd da, şükür de methin kapsamı içerisindedir. Şükür de hamdin kapsamı içerisindedir, öyle iç içe halkalar halindedir.

Yani meth, bir kimseye teşekkür etmek aynı zamanda onu methetmektir değil mi? O işi o yaptığı için aynı zamanda hamddır. Teşekkür ettiğiniz için de şükürdür. O zaman “Elhamdülillah” diyoruz, yeryüzünde Allah’ın yapmadığı herhangi bir şey var mı? Yok. Allah yaptığı her şeyi de güzel yapar, o zaman “Elhamdülillah” demek “Allah neyi yaparsa güzelini yapar” demektir. “Elhamdülillah” ın manası odur yani boşu boşuna medih poh pohlama değil “ Allah ne yaparsa çok güzel yapar.” “Elhamdülillah” ın manası da odur.

Tüm Kur'an Sohbetleri
# İçerik Adı Yayınladığı Tarih Görüntülenme
1 İsra Suresi 45-52. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 21 Mayıs 2024
2 İsra Suresi 40-44. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 14 Mayıs 2024
3 İsra Suresi 36-39. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 7 Mayıs 2024
4 İsra Suresi 34-35. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 1 Mayıs 2024
5 İsra Suresi 33. Ayet | Kur’an Sohbetleri 23 Nisan 2024
6 İsra Suresi 32. Ayet | Kur’an Sohbetleri 16 Nisan 2024
7 İsra Suresi 26-31. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 9 Nisan 2024
8 Hikmet Çalışmaları | Allah’ın Kitabına Uymayanın Hayatı Cehennem Olur 6 Nisan 2024
9 İsra Suresi 23-25. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 3 Nisan 2024
10 Hikmet Çalışmaları | Dinde Kendini Merkeze Koymak 30 Mart 2024
11 İsra Suresi 18-22. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 26 Mart 2024
12 İsra Suresi 16-17. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 19 Mart 2024
13 İsra Suresi 13-15. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 12 Mart 2024
14 İsra Suresi 9-11. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 27 Şubat 2024
15 İsra Suresi 4-8. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 20 Şubat 2024
16 İsra Suresi 2-3. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 13 Şubat 2024
17 İsra Suresi 1. Ayet | Kur’an Sohbetleri 6 Şubat 2024
18 Nahl Suresi 124-128. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 30 Ocak 2024
19 Nahl Suresi 119-123. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 23 Ocak 2024
20 Nahl Suresi 114-118. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 16 Ocak 2024
21 Nahl Suresi 110-113. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 9 Ocak 2024
22 Nahl Suresi 103-109. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 2 Ocak 2024
23 Nahl Suresi 101-102. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 26 Aralık 2023
24 Nahl Suresi 94-100. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 19 Aralık 2023
25 Nahl Suresi 93. Ayet | Kur’an Sohbetleri 12 Aralık 2023
26 Nahl Suresi 90-93. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 5 Aralık 2023
27 Nahl Suresi 83-89. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 28 Kasım 2023
28 Nahl Suresi 77-82. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 21 Kasım 2023
29 Nahl Suresi 72-76. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 14 Kasım 2023
30 Nahl Suresi 68-71. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 7 Kasım 2023
31 Nahl Suresi 65-67. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 31 Ekim 2023
32 Nahl Suresi 60-64. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 24 Ekim 2023
33 Nahl Suresi 56-59. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 17 Ekim 2023
34 Filistin-İsrail Savaşı | Kur’an Sohbetleri 10 Ekim 2023
35 Nahl Suresi 51-55. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 3 Ekim 2023
36 Nahl Suresi 45-50. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 26 Eylül 2023
37 Nahl Suresi 41-44. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 19 Eylül 2023
38 Nahl Suresi 38-40. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 12 Eylül 2023
39 Nahl Suresi 35-37. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 5 Eylül 2023
40 Nahl Suresi 30-34. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 29 Ağustos 2023
41 Nahl Suresi 24-29. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 22 Ağustos 2023
42 Nahl Suresi 15-23. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 15 Ağustos 2023
43 Nahl Suresi 9-14. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 8 Ağustos 2023
44 Nahl Suresi 5-8. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 1 Ağustos 2023
45 Nahl Suresi 3-4. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 25 Temmuz 2023
46 Nahl Suresi 1-2. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 18 Temmuz 2023
47 Hicr Suresi 88-99. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 11 Temmuz 2023
48 Hicr Suresi 85-87. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 4 Temmuz 2023
49 Hicr Suresi 61-77. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 13 Haziran 2023
50 Hicr Suresi 51-60. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 6 Haziran 2023
51 Hicr Suresi 45-50. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 30 Mayıs 2023
52 Hicr Suresi 43-44. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 23 Mayıs 2023
53 Hicr Suresi 28-42. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 16 Mayıs 2023
54 Hicr Suresi 26-27. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 9 Mayıs 2023
55 Hicr Suresi 19-25. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 2 Mayıs 2023
56 Hicr Suresi 14-18. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 25 Nisan 2023
57 Hicr Suresi 6-13. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 18 Nisan 2023
58 Hicr Suresi 1-5. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 11 Nisan 2023
59 İbrahim Suresi 42-52. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 4 Nisan 2023
60 İbrahim Suresi 35-41. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 28 Mart 2023
61 İbrahim Suresi 28-34. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 21 Mart 2023
62 İbrahim Suresi 22-27. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 14 Mart 2023
63 İbrahim Suresi 18-21. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 7 Mart 2023
64 İbrahim Suresi 9-17. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 28 Şubat 2023
65 İbrahim Suresi 5-8. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 21 Şubat 2023
66 İbrahim Suresi 1-4. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 14 Şubat 2023
67 Rad Suresi 41-43. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 7 Şubat 2023
68 Rad Suresi 38-40. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 31 Ocak 2023
69 Rad Suresi 36-37. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 24 Ocak 2023
70 Rad Suresi 33-36. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 17 Ocak 2023
71 Rad Suresi 30-32. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 10 Ocak 2023
72 Rad Suresi 26-29. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 3 Ocak 2023
73 Rad Suresi 19-25. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 27 Aralık 2022
74 Rad Suresi 17-19. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 20 Aralık 2022
75 Rad Suresi 15-16. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 13 Aralık 2022
76 Rad Suresi 11-14. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 6 Aralık 2022
77 Rad Suresi 6-10. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 29 Kasım 2022
78 Rad Suresi 1-5. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 22 Kasım 2022
79 Yusuf Suresi 105-111. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 15 Kasım 2022
80 Yusuf Suresi 96-104. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 8 Kasım 2022
81 Yusuf Suresi 87-95. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 1 Kasım 2022
82 Yusuf Suresi 77-86. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 25 Ekim 2022
83 Yusuf Suresi 67-76. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 18 Ekim 2022
84 Yusuf Suresi 58-66. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 11 Ekim 2022
85 Yusuf Suresi 43-57. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 4 Ekim 2022
86 Yusuf Suresi 36-42. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 27 Eylül 2022
87 Yusuf Suresi 30-35. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 20 Eylül 2022
88 Yusuf Suresi 23-29. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 13 Eylül 2022
89 Yusuf Suresi 7-22. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 6 Eylül 2022
90 Yusuf Suresi 1-6. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 30 Ağustos 2022
91 Kur’an’da İman Esasları | Kur’an Sohbetleri 23 Ağustos 2022
92 Hud Suresi 118-123. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 16 Ağustos 2022
93 Hud Suresi 116-117. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 9 Ağustos 2022
94 Hud Suresi 114-115. Ayetler – Namazların Birleştirilmesi | Kur’an SohbetleriFgOoOm0a2AkFgOoOm0a2Ak 2 Ağustos 2022
95 Hud Suresi 109-113. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 27 Temmuz 2022
96 Hud Suresi 96-104. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 5 Temmuz 2022
97 Hud Suresi 84-95. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 28 Haziran 2022
98 Hud Suresi 69-83. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 21 Haziran 2022
99 Hud Suresi 61-68. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 14 Haziran 2022
100 Hud Suresi 50-60. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 7 Haziran 2022
101 Hud Suresi 36-49. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 31 Mayıs 2022
102 Hud Suresi 25-35. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 25 Mayıs 2022
103 Hud Suresi 18-24. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 17 Mayıs 2022
104 Hud Suresi 15-17. Ayetler | Kur’an Sohbetleri 11 Mayıs 2022
105 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 13-14. Ayetler 26 Nisan 2022
106 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 12. Ayet 20 Nisan 2022
107 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 8-11. Ayetler 13 Nisan 2022
108 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 7. Ayet 6 Nisan 2022
109 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 5-6. Ayetler 30 Mart 2022
110 Kur’an Sohbetleri | Hud Suresi 1-4. Ayetler 23 Mart 2022
111 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 107-109. Ayetler 16 Mart 2022
112 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 101-106. Ayetler 9 Mart 2022
113 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 99-100. Ayetler 2 Mart 2022
114 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 93-98. Ayetler 23 Şubat 2022
115 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 75-86. Ayet 9 Şubat 2022
116 Kur’an Sohbetleri | Yunus 71-74. Ayetler 2 Şubat 2022
117 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 65-70. Ayetler 26 Ocak 2022
118 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 61-64. Ayetler 19 Ocak 2022
119 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 59-60. Ayetler 12 Ocak 2022
120 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 54-58. Ayetler 5 Ocak 2022
121 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 45-53. Ayetler 29 Aralık 2021
122 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 41-44. Ayetler 22 Aralık 2021
123 Kur’an Sohbetleri | Yunus Suresi 38-40. Ayetler 15 Aralık 2021
124 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 37. AYET 8 Aralık 2021
125 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 31-36. AYETLER 1 Aralık 2021
126 Kur’an Sohbetleri | YUNUS 26-30. AYETLER 24 Kasım 2021
127 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 21-25. AYETLER 17 Kasım 2021
128 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 15-20. AYETLER 10 Kasım 2021
129 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 7-14. AYETLER 3 Kasım 2021
130 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 4-6. AYETLER 27 Ekim 2021
131 Kur’an Sohbetleri | YUNUS SURESİ 1-3. AYETLER 20 Ekim 2021
132 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 123-129. AYETLER 13 Ekim 2021
133 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 119-122. AYETLER 5 Ekim 2021
134 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 113-118. AYETLER 28 Eylül 2021
135 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 107-112. AYETLER 21 Eylül 2021
136 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 97-106. AYETLER 15 Eylül 2021
137 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 90-96. AYETLER 8 Eylül 2021
138 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 81-89. AYETLER 31 Ağustos 2021
139 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 74-80. AYETLER 24 Ağustos 2021
140 Kur’an Sohbetleri | SIKINTILAR VE BOLLUKLA İMTİHAN 17 Ağustos 2021
141 Kur’an Sohbetleri | RESUL VE TEBLİĞ 17 Ağustos 2021
142 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 71-73. AYETLER 4 Ağustos 2021
143 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 64-70. AYETLER 27 Temmuz 2021
144 Kur’an Sohbetleri | BÜYÜK GÜNAHLAR 20 Temmuz 2021
145 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 61-63. AYETLER 14 Temmuz 2021
146 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 58-60. AYETLER 6 Temmuz 2021
147 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 53-57. AYETLER 30 Haziran 2021
148 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 43-52. AYETLER 23 Haziran 2021
149 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 38-42. AYETLER 16 Haziran 2021
150 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 36-37. AYETLER 9 Haziran 2021
151 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 34-35. AYETLER 2 Haziran 2021
152 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 32-33. AYETLER 26 Mayıs 2021
153 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 30-31. AYETLER 19 Mayıs 2021
154 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 29. AYET (CİZYE) 12 Mayıs 2021
155 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 28. AYET (Müslüman olmayanlar Mekke’ye giremez mi?) 5 Mayıs 2021
156 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 25-27. AYETLER 28 Nisan 2021
157 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 23-24. AYETLER 21 Nisan 2021
158 Kur’an Sohbetleri | ORUÇ İLE İLGİLİ AYETLER 15 Nisan 2021
159 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 17-22. AYETLER 6 Nisan 2021
160 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 16. AYET 31 Mart 2021
161 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 9-15. AYETLER 24 Mart 2021
162 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 5-8. AYETLER 17 Mart 2021
163 Kur’an Sohbetleri | TEVBE SURESİ 1-5. AYETLER 10 Mart 2021
164 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 72-75. AYETLER 3 Mart 2021
165 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 67-71. AYETLER 25 Şubat 2021
166 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 65-66. AYETLER 17 Şubat 2021
167 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 59-64. AYETLER 10 Şubat 2021
168 Kur’an Sohbetleri | ‬ENFAL SURESİ 52-58. AYETLER 5 Şubat 2021
169 Kur’an Sohbetleri | ‬ENFAL SURESİ 50-51. AYETLER 27 Ocak 2021
170 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 49. AYET 21 Ocak 2021
171 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 45-48. AYETLER 14 Ocak 2021
172 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 41-44. AYETLER 6 Ocak 2021
173 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 35-40. AYETLER 30 Aralık 2020
174 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 31-34. AYETLER 23 Aralık 2020
175 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 28-30. AYETLER 16 Aralık 2020
176 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 17-23. AYETLER 2 Aralık 2020
177 Kur’an Sohbetleri | ‬ENFAL SURESİ 13-16. AYETLER 26 Kasım 2020
178 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 9-12. AYETLER 18 Kasım 2020
179 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 5-8. AYETLER 5 Kasım 2020
180 Kur’an Sohbetleri | ENFAL SURESİ 1-4. AYETLER 29 Ekim 2020
181 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 204-206. AYETLER 22 Ekim 2020
182 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 200-204. AYETLER 15 Ekim 2020
183 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 189-199. AYETLER 8 Ekim 2020
184 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 188. AYET 1 Ekim 2020
185 Kur’an Sohbetleri | SUR’A ÜFLENMESİ 24 Eylül 2020
186 Kur’an Sohbetleri | KUR’AN’DA KIYAMET SAATİ 17 Eylül 2020
187 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 184-186. AYETLER 10 Eylül 2020
188 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 180-183. AYETLER 3 Eylül 2020
189 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 179. AYET VE DEVAMI 28 Ağustos 2020
190 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 175-178. AYETLER 20 Ağustos 2020
191 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 172-174. AYETLER 13 Ağustos 2020
192 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 168-171. AYETLER 5 Ağustos 2020
193 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 163-167. AYETLER 24 Temmuz 2020
194 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 158-162. AYETLER 15 Temmuz 2020
195 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 154-157. AYETLER 8 Temmuz 2020
196 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 138-153. AYETLER 1 Temmuz 2020
197 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 127-137. AYETLER 24 Haziran 2020
198 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 103-126. AYETLER 17 Haziran 2020
199 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 100-102. AYETLER 10 Haziran 2020
200 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 94-99. AYETLER 3 Haziran 2020
201 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 85-93. AYETLER 26 Mayıs 2020
202 Kur’an Sohbetleri | KADİR GECESİ 19 Mayıs 2020
203 Kur’an Sohbetleri | A’RÂF SURESİ 73-78. AYETLER 13 Mayıs 2020
204 Kuran Sohbetleri | A’RAF SURESİ 65-72 ARASI AYETLER 6 Mayıs 2020
205 Kur’an Sohbetleri | NAMAZ VAKİTLERİNİN EVRENSEL ÖLÇÜLERİ 30 Nisan 2020
206 Kur’an Sohbetleri | ORUCA BAŞLAMA VE BİTİŞ VAKİTLERİ 23 Nisan 2020
207 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 59-64. AYETLER 16 Nisan 2020
208 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 57-58. AYETLER 9 Nisan 2020
209 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 53-56. AYETLER 2 Nisan 2020
210 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 52. AYET 26 Mart 2020
211 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 42-51. AYETLER 19 Mart 2020
212 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 37-41. AYETLER 13 Mart 2020
213 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 34-37. AYETLER 5 Mart 2020
214 Kur’an Sohbetleri | ARAF SÛRESİ 31-32. AYETLER 27 Şubat 2020
215 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 29-30. AYETLER 20 Şubat 2020
216 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 26-28. AYETLER 13 Şubat 2020
217 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 10-25. AYETLER 7 Şubat 2020
218 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 4-9. AYETLER 30 Ocak 2020
219 Kur’an Sohbetleri | ARAF SURESİ 1-3. AYETLER 23 Ocak 2020
220 Kur’an Sohbetleri | KUR’AN’A DAİR KURGULAR VE GERÇEKLER 16 Ocak 2020
221 Kur’an Sohbetleri | İSLAM VE TİCARET 10 Ocak 2020
222 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 159-165. AYETLER 3 Ocak 2020
223 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 154-157. AYETLER 26 Aralık 2019
224 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 150-153. AYETLER 19 Aralık 2019
225 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 148-150. AYETLER 12 Aralık 2019
226 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 146-147. AYETLER 6 Aralık 2019
227 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 142-145. AYETLER 28 Kasım 2019
228 Kur’an Sohbetleri | DÜNYA HAYATININ ANLAMI 21 Kasım 2019
229 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 141. AYET 14 Kasım 2019
230 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 136-140. AYETLER 7 Kasım 2019
231 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 133-135. AYETLER 31 Ekim 2019
232 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 128 – 132. AYETLER 24 Ekim 2019
233 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 122 – 127. AYETLER 17 Ekim 2019
234 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 118 – 121. AYETLER 10 Ekim 2019
235 Kur’an Sohbetleri | EN’ÂM SÛRESİ 113-117. AYETLER 3 Ekim 2019
236 KUR’AN SOHBETLERİ | EN’ÂM SÛRESİ 111 VE DEVAMI AYETLER 26 Eylül 2019
237 KUR’AN SOHBETLERİ | EN’ÂM SÛRESİ 108-111. AYETLER 19 Eylül 2019
238 KUR’AN SOHBETLERİ | EN’ÂM SÛRESİ 106-108. AYETLER 12 Eylül 2019
239 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ 106-107 ARASI AYETLER 5 Eylül 2019
240 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ 100-106 ARASI AYETLER 29 Ağustos 2019
241 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ 95-99 ARASI AYETLER 22 Ağustos 2019
242 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ 93-94 ARASI AYETLER 11 Temmuz 2019
243 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (91-92 ARASI AYETLER) 4 Temmuz 2019
244 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (83-90 ARASI AYETLER) 27 Haziran 2019
245 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (74-83 ARASI AYETLER) 20 Haziran 2019
246 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (68-73 ARASI AYETLER) 14 Haziran 2019
247 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (63-67 ARASI AYETLER) 3 Mayıs 2019
248 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (61-64 ARASI AYETLER) 25 Nisan 2019
249 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (60-62 ARASI AYETLER) 18 Nisan 2019
250 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (56-59 ARASI AYETLER) 11 Nisan 2019
251 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (54-59 ARASI AYETLER) 4 Nisan 2019
252 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (50-53 ARASI AYETLER) 28 Mart 2019
253 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (42-49 ARASI AYETLER) 21 Mart 2019
254 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (37-41 ARASI AYETLER) 14 Mart 2019
255 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (32-36 ARASI AYETLER) 7 Mart 2019
256 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (19-31 ARASI AYETLER) 28 Şubat 2019
257 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (11-18 ARASI AYETLER) 21 Şubat 2019
258 KUR’AN SOHBETLERİ | ENAM SURESİ TEFSİRİ (1-11 ARASI AYETLER) 12 Şubat 2019
259 KUR’AN SOHBETLERİ | HER KÂFİR YALANCIDIR (ENAM 6/27) 5 Şubat 2019
260 KUR’AN SOHBETLERİ | KUR’AN’DAN KİMLER İSTİFADE EDER 29 Ocak 2019
261 KUR’AN SOHBETLERİ | CAİZ OLAN VE OLMAYAN VESİLELER 22 Ocak 2019
262 KURAN SOHBETLERİ | KİMSE MÜŞRİĞİM DEMEZ (ENAM 6/22-24) 15 Ocak 2019
263 KUR’AN SOHBETLERİ | İSLAM’IN EVRENSELLİĞİ (EN’AM 6/19-21) 8 Ocak 2019
264 KUR’AN SOHBETLERİ | KUR’AN’IN EVRENSELLİĞİ 1 Ocak 2019
265 Kuran Sohbetleri | İnsanı Kamil Uydurması 25 Aralık 2018
266 Allah’a Teslim Olmak (En’am 12-15. Ayetler) 18 Aralık 2018
267 Kur’an’da Yolculuk ve Amaçları (En’am 11. Ayet) 11 Aralık 2018
268 Nebimize Kur’an’dan Başka Mucize Verilmiş Midir? (En’am 7-10. Ayetler) 4 Aralık 2018
269 Allah Her Şeyi Bilir (En’am 1-6. Ayetler) 27 Kasım 2018
270 Dinin Bozulmasının Canlı Örneği: Namaz Vakitleri (En’am 3-6. Ayetler) 20 Kasım 2018
271 Ecel (En’am 2. Ayet) 13 Kasım 2018
272 Dünya Düz Mü Yuvarlak Mı? (En’am 1. Ayet) 6 Kasım 2018
273 İsa Aleyhisselam’ın Mucizeleri (Maide 109. Ayet ve Devamı) 30 Ekim 2018
274 Mahşerde Rasullerle Yüzleşme (Maide 109. Ayet) 23 Ekim 2018
275 Vasiyet ve Kadının Şahitliği (Maide 106-108. Ayetler) 16 Ekim 2018
276 Tebliğ Görevi ve Bireysel Sorumluluğumuz (Maide 103-105. Ayetler) 9 Ekim 2018
277 Soru Sorma Özgürlüğü (Maide 101 ve 102. Ayetler) 2 Ekim 2018
278 Çoğunluk Hakikatin Ölçüsü mü? (Maide 100. Ayet) 25 Eylül 2018
279 İnsanları Uyarma Görevi (Maide 77-81. Ayet) 18 Eylül 2018
280 Dinde Aşırılık (Maide 77. Ayet) 11 Eylül 2018
281 Rasul ve Tebliğ (Maide 99. Ayet) 4 Eylül 2018
282 İhramlıyken Avlanma Yasağı (Maide 94-98. Ayetler) 24 Temmuz 2018
283 Uyuşturucu Maddelerin Haramlığı (Maide 90-93. Ayetler) 17 Temmuz 2018
284 İçkinin Yasaklanması ve Tedricilik (Maide 90. Ayet) 10 Temmuz 2018
285 Yemin Keffâreti (Maide 89. Ayet) 3 Temmuz 2018
286 Ehl-i Kitaptan Mümin Olanlar (Maide 82-86. Ayetler) 19 Haziran 2018
287 Hristiyanlıktaki Teslis İnancı (Maide 72-76. Ayetler) 15 Mayıs 2018
288 Kur’an’a Yönelik Saldırılar (Maide 70 ve 71. Ayetler) 8 Mayıs 2018
289 İsrailoğulları’nın Kur’an’a Karşı Tutumları (Maide 70. Ayet) 1 Mayıs 2018
290 Ehli Kitap Ne Zaman Kafir Olur? (Maide 69. Ayet) 24 Nisan 2018
291 Müslümanın Görevi Kur’an’a Uyma (Maide 67-68. Ayetler) 17 Nisan 2018
292 Gerçek Zenginliğin Yolu (Maide 66. Ayet) 10 Nisan 2018
293 Yahudilerin Çıkmazları (Maide 64-66. Ayetler) 3 Nisan 2018
294 İslam’da Ticaret Ahlakı: Çiftlik Bank Örneği 27 Mart 2018
295 Günahta Yarışan Dindarlar (Maide 60-63. Ayetler) 20 Mart 2018
296 Ehli Kitaptan Maymunlaşan ve Domuzlaşanlar (Maide 60-63. Ayetler) 13 Mart 2018
297 Ehli Kitabın Müslümanlardan İntikamı (Maide 59. Ayet) 6 Mart 2018
298 Tasdik Bağlamında Namaz (Maide 55-57. Ayetler) 27 Şubat 2018
299 Mü’minlerin Yakın Dostu Sadece Mü’minlerdir (Maide 55-57. Ayetler) 20 Şubat 2018
300 Ehli Kitapla Savaşta Nebevi Siyaset (Maide 54-56. Ayetler) 13 Şubat 2018
301 Dinden Dönme ve Zındıklık (Maide 53-54. Ayetler) 6 Şubat 2018
302 Ehl-i Kitaptan Münafıklar (Maide 51-52. Ayetler) 30 Ocak 2018
303 Savaş Ahlakı 23 Ocak 2018
304 Yahudiler ve Hristiyanlarla İlişkiler: Cizye (Maide 51. Ayet) 16 Ocak 2018
305 Yahudi ve Hristiyanlarla İlişkiler (Maide 51. Ayet) 9 Ocak 2018
306 Ehli Kitapla İlişkiler (Maide 50-51. Ayetler) 2 Ocak 2018
307 Hadisler Vahiy Olabilir mi? (Maide 48-49. Ayetler) 26 Aralık 2017
308 Önceki Şeriatler (Maide 48. Ayet) 19 Aralık 2017
309 Muhammed Aleyhisselam ve Kur’an (Maide 48. Ayet) 12 Aralık 2017
310 İsa Aleyhisselam ve İncil (Maide 46-47. Ayet) 5 Aralık 2017
311 Kısasta Hayat Vardır (Maide 45. Ayet) 28 Kasım 2017
312 Allah’ın İndirdiğiyle Hükmetmeyenler (Maide 44. Ayet) 24 Kasım 2017
313 Tevrat Kime Verildi? (Maide 43-44. Ayetler) 14 Kasım 2017
314 Kafirlikte Yarışanlar (Maide 41-42. Ayetler) 7 Kasım 2017
315 Hırsızlık Suçu ve Cezası (Maide 38-40. Ayetler) 31 Ekim 2017
316 Küfür ve Şirk (Maide 36-37. Ayetler) 24 Ekim 2017
317 Şirke Alet Edilen Ayet (Maide 35. Ayet) 17 Ekim 2017
318 Toplumsal Güvenliği İhlal Suçu ve Cezası (Maide 32-34. Ayetler) 10 Ekim 2017
319 Kur’an’da Kuşların Dünyası (Maide 27-32. Ayetler) 3 Ekim 2017
320 Kendini Büyük Görmek (Maide 15-26. Ayetler) 28 Eylül 2017
321 İmtihanı Kaybettiren Benlik Yarışı (Maide 17,18 ve 19. Ayetler) 22 Eylül 2017
322 Allah Kime Lanet Eder? (Maide 12-13. Ayetler) 8 Eylül 2017
323 Allah’a Verilen Sözde Daima Adil Olmak (Maide 7-11. Ayetler) 5 Eylül 2017
324 Adaletten Şaşmamak (Maide 8-10. Ayetler) 22 Ağustos 2017
325 Yargısız İnfaz (Mâide 7-8. Ayetler) 23 Mayıs 2017
326 Allah’a Verilen Söz 16 Mayıs 2017
327 Abdestte Ayağa Mesh Meselesi (Maide 6. Ayet) 9 Mayıs 2017
328 Evlenmede Namuslu Olma Şartı 2 Mayıs 2017
329 Haram Kılınan Hayvansal Gıdalar (Maide 3. Ayet) 25 Nisan 2017
330 Dosta ve Düşmana Karşı Tavrımız Ne Olmalı? 18 Nisan 2017
331 Şirk Tehlikesi 11 Nisan 2017
332 Kitaplara İman’ın Anlamı Nisa 136 Ankabut 46 4 Nisan 2017
333 Miras Nisa 176.Ayet 28 Mart 2017
334 Kafir’lik Kendini Büyük Görmektir Nisa 172 ve 175.Ayetler 21 Mart 2017
335 Din’de Aşırılık Nisa 171 ve 173.Ayetler 14 Mart 2017
336 İnsanlığa Çağrı Nisa 170.Ayet 7 Mart 2017
337 Müslümanların Kur’an Karşısındaki Tavırları Nisa 167-169.Ayetler 28 Şubat 2017
338 Nebi ve Resul Nisa 163-166.Ayetler 21 Şubat 2017
339 Ehli Kitap’tan Mümin Olanlar 14 Şubat 2017
340 Her Haram Bir Mahrumiyet Doğurur Nisa 160-162. Ayetler 7 Şubat 2017
341 Ehli Kitapla İlişkiler Nisa (3) 153-158.Ayetler 31 Ocak 2017
342 Ehli Kitapla İlişkiler Nisa (2) 153-155.Ayetler 25 Ocak 2017
343 Ehli Kitapla İlişkiler Nisa 153-155.Ayetler 17 Ocak 2017
344 Allah İle Resul’lerinin Arasını Ayırmak Nisa-148-149 ve 150. Ayetler 3 Ocak 2017
345 Müslümanların Baş Belası Münafıklar II 27 Aralık 2016
346 Müslümanların Baş Belası Münafıklar Nisa 138 ve Devamı 20 Aralık 2016
347 İman Konusunda Verilen İmtihan Nisa 137 ve 147.Ayetler 13 Aralık 2016
348 Kafirlik Müşriklik ve Munafıklık Nisa 136.Ayet ve Devamı 6 Aralık 2016
349 İmanın Şartları Nisa 136 29 Kasım 2016
350 Takva Nisa Suresi 131 ve 135.Ayetler 22 Kasım 2016
351 Nüşuz ve Kadına Darp Nisa-128 ve 130.ayetler 15 Kasım 2016
352 Nisa suresi 125 ve 127.ayetler 8 Kasım 2016
353 Nisa suresi 122 ve 125.ayetler 2 Kasım 2016
354 Yüzü Suyu Hürmetine Dua – Nisa Suresi 117. Ayet 28 Ekim 2016
355 En Büyük Din İstismarı Şirk – Nisa Suresi 116-121. Ayetler 18 Ekim 2016
356 İcma 11 Ekim 2016
357 Peygamberlerin İsmet Sıfatı – Nisa Suresi 113. Ayet 4 Ekim 2016
358 Tevbe İstiğfar – Nisa Suresi 110-112. Ayetler 27 Eylül 2016
359 Münafıklara Karşı Takınılacak Tavır 4 – Nisa Suresi 105. Ayet ve Devamı 20 Eylül 2016
360 Kur’an Yorumlanabilir mi? – Nisa Suresi 105. Ayet ve Devamı 6 Eylül 2016
361 Düşmanı Etkisizleştirmenin İlkeleri – Nisa Suresi 101-104. Ayetler 30 Ağustos 2016
362 Yolculukta Namaz – Nisa Suresi 101-103. Ayetler 23 Ağustos 2016
363 Münafıklara Karşı Takınılacak Tavır 3(Tevbe Suresi Bağlamında) 16 Ağustos 2016
364 Münafıklara Karşı Takınılacak Tavır 2 9 Ağustos 2016
365 Müslümanın Ana Görevi Cihad – Nisa Suresi 94-100.Ayetler 31 Mayıs 2016
366 Adam Öldürmenin Cezası – Nisa Suresi 92-93. Ayetler 24 Mayıs 2016
367 Münafıklara Karşı Takınılacak Tavır – Nisa Suresi 88-91. Ayetler 18 Mayıs 2016
368 Münafıklık – Nisa Suresi 89-90. Ayetler 10 Mayıs 2016
369 Allah’a ve Ahiret Gününe İman – Nisa Suresi 86-87. Ayetler 3 Mayıs 2016
370 Şefaat İnancı – Nisa Suresi 85. Ayet 26 Nisan 2016
371 Müslüman-Gayrimüslim İlişkileri – Nisa Suresi 84. Ayet 19 Nisan 2016
372 Yetkililere İtaat – Nisa Suresi 83.Ayet 12 Nisan 2016
373 Kur’an’ı Çelişkili Olarak Gösterenler – Nisa Suresi 82.Ayet 5 Nisan 2016
374 Kitap-Resul İlişkisi – Nisa Suresi 80-82. Ayetler 29 Mart 2016
375 Bollukla ve Sıkıntı ile İmtihan 22 Mart 2016
376 Canı Pahasına İmtihanı Kazanmak 15 Mart 2016
377 Nisa Süresi 71. Ayet Ve Devamı (Allah Yolunda Cihad) 8 Mart 2016
378 Nisa Süresi 65-70. Ayetler (İntihar Eylemleri) 1 Mart 2016
379 Nisa Süresi 60-65. Ayetler (Müslümanların Kur’ân’dan Kaçışı) 23 Şubat 2016
380 Nisa Süresi 58-59. Ayetler (Halifelik Makamı 2) 16 Şubat 2016
381 Nisa Süresi 58-59. Ayetler (Halifelik Makamı) 9 Şubat 2016
382 Nisa Süresi 56-57. Ayetler (Hocaları Sorgulayan Müslüman) 2 Şubat 2016
383 Nisa Süresi 53-54. Ayetler (Hikmetsiz Kalan Müslümanların Çaresizliği) 26 Ocak 2016
384 Nisa Süresi 48-52. Ayetler (Müslümanların Kimlik Bunalımı) 19 Ocak 2016
385 Nisa Süresi 47. Ayet (Kur’ân’a Güvenmemenin Acı Sonuçları) 12 Ocak 2016
386 Nisa Süresi 44-46 Ayet (Ayetleri Tahrif) 5 Ocak 2016
387 Nisa Süresi 43. Ayet (Abdestte Çıplak Ayağa ve Çoraplara Mesh) 29 Aralık 2015
388 Nisa Süresi 41-42. Ayetler (Kafir İle Günahkarın Farkı) 22 Aralık 2015
389 Harcama Kültürü, Nisa 36.Ayet 16 Aralık 2015
390 Nisa Süresi 36. Ayet (Anne-Babaya İyi Davranmak) 8 Aralık 2015
391 Nisa Süresi 36. Ayet (Müslümanları Batıran Şirk) 1 Aralık 2015
392 Nisa Süresi 35. Ayet (Aile Hakemliği) 24 Kasım 2015
393 Nisa Süresi 34. Ayet (Kadının Dövülmesi Meselesi 2) 17 Kasım 2015
394 Nisa Süresi 34. Ayet (Kadının Dövülmesi Meselesi) 10 Kasım 2015
395 Nisa Süresi 33. Ayet (Mirasta Kadın-Erkek Dengesi ve Avliyye) 3 Kasım 2015
396 Nisa Süresi 32. Ayet (Kendimizi Keşfedelim) 27 Ekim 2015
397 Büyük Günahlar 20 Ekim 2015
398 Sorgulamayan Müslümanlar Ve İntihar Eylemleri 13 Ekim 2015
399 Nisa Süresi 29. Ayet Ve Devamı (Faizli Kredi Ekonomiyi Öldürür) 6 Ekim 2015
400 Hac’da Şeytan Taşlama 29 Eylül 2015
401 Nisa Süresi 26-28. Ayetler (Allah’ın İradesi Ve Sünnetullah) 22 Eylül 2015
402 Nisa Süresi 25. Ayet Ve Devamı (Recim Cezası Konusunda Şii-Sünni İttifakı) 15 Eylül 2015
403 Nisa Süresi 25. Ayet (Evlenmede Öncelik Sıralaması) 8 Eylül 2015
404 Nisa Süresi 24. Ayet (Muta Nikahı) 1 Eylül 2015
405 Nisa Süresi 22-23. Ayetler (Hürmet-i Müsahare) 25 Ağustos 2015
406 Mekkeli Müşrikler Bir Nebi Beklentisi İçindemiydiler 18 Ağustos 2015
407 Nisa Süresi 20-21. Ayetler “Evlenme Ve Boşanma Kolay Olmalı” 11 Ağustos 2015
408 Nisa Süresi 19. Ayet (Kadına Yönelik Şiddet) 4 Ağustos 2015
409 Nisa Süresi 17-18. Ayetleri (Tevbe) 28 Temmuz 2015
410 Nebimizin Yürüttüğü İç Politika (Son Olaylara Kur’an Penceresinden Bakış) 21 Temmuz 2015
411 Kur’ân’a Göre İftar ve İmsak Vakitleri 16 Haziran 2015
412 Nisa Süresi 15-16. Ayetler (Batı Güdümüne Giren Müslümanların Perişan Hali) 9 Haziran 2015
413 Kur’an’a Göre İmsak Vakti – 2.Bölüm 6 Haziran 2015
414 Kur’an’a Göre İmsak Vakti – 1.Bölüm 2 Haziran 2015
415 Nisa Süresi 13-14. Ayetleri (Allah’ın Koyduğu Sınırların Aşılması ve Kader) 26 Mayıs 2015
416 Nisa Süresi 12. Ayet ve Kelale 19 Mayıs 2015
417 Nisa Süresi 12. Ayet – Miras Konuları 12 Mayıs 2015
418 Miras Ayetleri Bağlamında Vasiyet – 2 5 Mayıs 2015
419 Nisa Süresi 11. Ayet – Miras Paylaşımı 29 Nisan 2015
420 Nisa Süresi 11. Ayet 21 Nisan 2015
421 Nisa Süresi 8. Ayet – Miras (Vasiyet) 14 Nisan 2015
422 Nisa Süresi 8. Ayet – Miras 7 Nisan 2015
423 Nisa Süresi 6. Ayet – Miras’da Asabelik 31 Mart 2015
424 Nisa Süresi 6. Ayet – Yetim ve Öksüz Çocuklar 24 Mart 2015
425 Nisa Süresi 3.Ayet – Çok Eşlilik 17 Mart 2015
426 Nisa Süresi 2.Ayet – Evlilik Yaşı 10 Mart 2015
427 Nisa Süresi 1. Ayeti ve Devamı – Kadın ve Erkeğin Yaratılışı 3 Mart 2015
428 Al-i İmrân Süresi 196 – Dünyalıkla İmtihan 24 Şubat 2015
429 Al-i İmrân Suresi 188. Ayet – Yaratılan Ayetlerdeki Zikir 17 Şubat 2015
430 Al-i İmrân Suresi 187. Ayet – Kur’ân’ı Anlatma Görevi 10 Şubat 2015
431 Al-i İmrân Suresi 186. Ayet – Gayrimüslimlerle İlişkiler 3 Şubat 2015
432 Al-i İmrân Suresi 183. Ayet – Geleneksel Dinin Çıkmazları 27 Ocak 2015
433 Al-i İmrân Suresi 180. Ayet – Cimrilik Eden Kendine Eder 20 Ocak 2015
434 Ali İmran Suresi 179- Ayet – Kur’an’ı Merkeze Koyma Zorunluluğu 13 Ocak 2015
435 Al-i İmrân Suresi 169-172. Ayetler – Güven ve Kararlılık 6 Ocak 2015
436 Al-i İmrân Suresi 164-168. Ayetler – Allah’ın Bilgisi ve Kader 30 Aralık 2014
437 Al-i İmrân Suresi 156-161. Ayetler – Hoşgörülü ve İlkeli Olmak 23 Aralık 2014
438 Al-i İmrân Suresi 149-154. Ayetler – Sabır ve Cihat İmtihanı 3 16 Aralık 2014
439 Al-i İmrân Suresi 142-148. Ayetler – Sabır ve Cihat İmtihanı 2 9 Aralık 2014
440 Al-i İmrân Suresi 140-142. Ayetler – Sabır ve Cihat İmtihanı 2 Aralık 2014
441 Al-i İmrân Suresi 137-140. Ayetler – Allah’a Güvenenler En Üstünlerdir 25 Kasım 2014
442 Al-i İmrân Suresi 137-139. Ayetler-Sünnetullah Kavramı 18 Kasım 2014
443 Al-i İmrân Suresi 132-136. Ayetler 11 Kasım 2014
444 Al-i İmrân Suresi 130-131. Ayetler – Faiz ve Ekonomi 4 Kasım 2014
445 Al-i İmrân Suresi 121-129. Ayetler 28 Ekim 2014
446 Al-i İmrân Suresi 116-120. Ayetler 21 Ekim 2014
447 Al-i İmrân Suresi 109-115. Ayetler 14 Ekim 2014
448 Kurban İbadeti ve Bayram Ahlakı 30 Eylül 2014
449 Ehl’i Kitap ile İlişkiler 23 Eylül 2014
450 Gayri Müslimler ile İlişkiler 16 Eylül 2014
451 Al-i İmrân Suresi 104-108. Ayetler 9 Eylül 2014
452 Al-i İmrân Suresi 100-105. Ayetler – Allah’ın İpine Sarılmak 2 Eylül 2014
453 Al-i İmrân Suresi 98-101. Ayetler 26 Ağustos 2014
454 Âl-i İmrân Suresi 96-97.ayetler 19 Ağustos 2014
455 Âl-i İmrân Suresi 92-93.ayetler 12 Ağustos 2014
456 Tevbe Nedir? Nasıl Yapılır? 7 Ağustos 2014
457 Yatsı Namazı ve İmsak Vakti 24 Haziran 2014
458 Esirlere Yapılması Gereken Muamele 17 Haziran 2014
459 Ali-İmran Suresi 90. Ayet 10 Haziran 2014
460 Ali-İmran Suresi 85-89. Ayetler 3 Haziran 2014
461 Ali-İmran Suresi 83-84. Ayetler 27 Mayıs 2014
462 Ali-İmran Suresi 81-82. Ayetler 20 Mayıs 2014
463 Ali-İmran Suresi 81. Ayet 13 Mayıs 2014
464 Ali-İmran Suresi 78-80. Ayetler – Nebimizin Sözleri Vahiy midir? 6 Mayıs 2014
465 Ali-İmran Suresi 78. Ayet – Kur’an ile Aldatanlar-3 Paralel Din 29 Nisan 2014
466 Ali-İmran Suresi 78. Ayet – Kur’an ile Aldatanlar-2 Paralel Din 22 Nisan 2014
467 Ali-İmran Suresi 78. Ayet – Kur’an ile Aldatanlar-1 Paralel Din 15 Nisan 2014
468 Ali-İmran Suresi 77. Ayet 8 Nisan 2014
469 Geçici Zaferi Kalıcı Hale Getirmek 1 Nisan 2014
470 Ali-İmran Suresi 70-77. Ayetler 25 Mart 2014
471 Ali-İmran Suresi 64-69. Ayetler 11 Mart 2014
472 Ali-İmran Suresi 64. Ayet – Dinler Arası Diyalog İhaneti 4 Mart 2014
473 Ali-İmran Suresi 60-64. Ayetler – Kur’an’da Mehdilik 25 Şubat 2014
474 Ali-İmran Suresi 56-59. Ayetler – İsa (a.s) ve Adem (a.s)’ın Yaratılışları 18 Şubat 2014
475 Ali-İmran Suresi 51-55. Ayetler – İsa a.s’ın İstismarı 11 Şubat 2014
476 Ali-İmran Suresi 51-55. Ayetler – İsa a.s’ın İstismarı – 2 (Şahs-i Manevi) 11 Şubat 2014
477 Ali-İmran Suresi 49-51. Ayetler – İsa a.s. Hayatı 4 Şubat 2014
478 Yahudilere Temiz Yiyeceklerin Haram Kılınması 4 Şubat 2014
479 Adil Yargılama Nasıl Olmalıdır? – 4 28 Ocak 2014
480 Ali-İmran Suresi 44-48. Ayetler 28 Ocak 2014
481 Adil Yargılama Nasıl Olmalıdır? – 3 21 Ocak 2014
482 Ali-İmran Suresi 38-44. Ayetler – Meryem Ana 21 Ocak 2014
483 Adil Yargılama Nasıl Olmalıdır? – 2 14 Ocak 2014
484 Ali-İmran Suresi 33-37. Ayetler – Zekeriyya a.s. ve Meryem Ana 14 Ocak 2014
485 Adil Yargılama Nasıl Olmalıdır? 7 Ocak 2014
486 Ali-İmran Suresi 33. Ayet – Haddini Aşmak 31 Aralık 2013
487 Allah’ın Kullarını, Allah’ın Kitabına Davet 24 Aralık 2013
488 Ali-İmran Suresi 33. Ayet 17 Aralık 2013
489 Ali-İmran Suresi 30. Ayet 10 Aralık 2013
490 Ali-İmran Suresi 29. Ayet 3 Aralık 2013
491 Ali-İmran Suresi 28-30. Ayetler – Kafirleri Dost Edinmek 26 Kasım 2013
492 Ali-İmran Suresi 27. Ayet 19 Kasım 2013
493 Ali-İmran Suresi 26-27. Ayetler 12 Kasım 2013
494 Ali-İmran Suresi 19-25. Ayetler – Allah’ın Kitabına Teslim Olmak yada Olmamak 5 Kasım 2013
495 Ali-İmran Suresi 14-20. Ayetler – Müslümanların Kur’an Karşısındaki Tavırları 29 Ekim 2013
496 Dünya Sevgisi 22 Ekim 2013
497 Ali-İmran Suresi 8-12. Ayetler – Muhkem Müteşabih Ayetler – 3 8 Ekim 2013
498 Ali-İmran Suresi 7. Ayet – Muhkem Müteşabih Ayetler – 2 1 Ekim 2013
499 Muhkem ve Müteşabih Ayetler 24 Eylül 2013
500 Ali-İmran Suresi 5-6. Ayetler 17 Eylül 2013
501 Kur’an’da Furkan Kavramı 10 Eylül 2013
502 Ebubekir Sifil ve Faruk Beşer’e Cevaplar 27 Ağustos 2013
503 Kur’an’ı İkinci Sıraya Koymak 20 Ağustos 2013
504 Kur’an’ın Önceki Kitapları Tasdiki 20 Ağustos 2013
505 Ali-İmran Suresi 1-2. Ayetler 13 Ağustos 2013
506 Bakara Suresi 285-286 Ayetler 2 Temmuz 2013
507 Bakara Suresi 284-Ayet Kişinin İçinde Olanlardan Sorumluluğu 25 Haziran 2013
508 Bakara Suresi 283. Ayet – Vasiyet ve Rehin 18 Haziran 2013
509 Bakara Suresi 282. Ayet – 11 Haziran 2013
510 Kur’an’daki Musa-Hızır Kıssasının Kader Konusu ile İlgisi 4 Haziran 2013
511 Bakara Suresi 282. Ayet – Daru’ul-harpte Faiz, Borcun Zekata Sayılması ve Borcun Belgelenmesi 28 Mayıs 2013
512 Bakara Suresi 278-280. Ayetler 14 Mayıs 2013
513 Bakara Suresi 277-279. Ayetler-Kredi Sisteminin Ekonomiye Etkisi 7 Mayıs 2013
514 Bakara Suresi 275-276. Ayetler 30 Nisan 2013
515 Bakara Suresi 274. Ayet 23 Nisan 2013
516 Bakara Suresi 270-273. Ayetler – Yardımı İncitmeden Yapmak 16 Nisan 2013
517 Bakara Suresi 269. Ayet – Hikmet ve Sünnet 9 Nisan 2013
518 Bakara Suresi 267. Ayet 2 Nisan 2013
519 Bakara Suresi 262-266. Ayetler 26 Mart 2013
520 Kader İnancının Hesap Günündeki Yansımaları 19 Mart 2013
521 Kader İnancının Dini Hayata Yansımaları 12 Mart 2013
522 Allah’ın Bilgisi ile İlgili Ayetler 5 Mart 2013
523 Allah’ın Gayb Bilgisi 26 Şubat 2013
524 Doğru Allah İnancı 19 Şubat 2013
525 İnsanın Kaderi Ne Zaman Yazılır 12 Şubat 2013
526 Allah’ın İlmi ve İradesi 5 Şubat 2013
527 Bakara Suresi 261. Ayet ve Kader Konusuna Cevaplar 22 Ocak 2013
528 Kader Konusunda Yapılan Tenkitlere Cevaplar – 2 15 Ocak 2013
529 Kader Konusunda Yapılan Tenkitlere Cevaplar 8 Ocak 2013
530 Başımıza Gelenler Ne Zaman Yazılır? 1 Ocak 2013
531 Allah’ın Bilgisi ve Kader 25 Aralık 2012
532 Canlıların İlk Yaratılışı ve Yaratılışın Tekrarı 18 Aralık 2012
533 Bakara Suresi 258. Ayet – Üzeyir(a.s.) Allah’ın Oğlu mudur? 11 Aralık 2012
534 İbrahim As’ın Tağuta Karşı Tavrı 4 Aralık 2012
535 Bakara Suresi 257-258. Ayetler 27 Kasım 2012
536 İnandığı Gibi Yaşama Hürriyeti 20 Kasım 2012
537 Bakara Suresi 255. Ayet – Allah İnancı (Ayetu’l Kursi) 13 Kasım 2012
538 Bakara Suresi 254. Ayet 6 Kasım 2012
539 Resul Kavramının İçinin Boşaltılması 30 Ekim 2012
540 Kurban Bayramının Vakti ve Bayram İle İlgili Hükümler 23 Ekim 2012
541 Kur’an Sünnet Bütünlüğünde Kurban İbadeti 16 Ekim 2012
542 Bakara Suresi 246-252. Ayetler – Allah’a Güvenen Kazanır 9 Ekim 2012
543 Bakara Suresi 240-245. Ayetler 2 Ekim 2012
544 İddet Bekleyen Kadının Geçindirilmesi 2 Ekim 2012
545 Ölüm İddeti Bekleyen Kadının Evden Çıkması 2 Ekim 2012
546 Ölüm, Allaha Ait Bir Karardır 2 Ekim 2012
547 Kaza Namazı Yoktur, Korku Namazı Nedir? 25 Eylül 2012
548 Bakara Suresi 235. Ayet 18 Eylül 2012
549 Bakara Suresi 234. Ayet 11 Eylül 2012
550 Bakara Suresi 233. Ayet 4 Eylül 2012
551 Bakara Suresi 230. Ayet 28 Ağustos 2012
552 Kadir Gecesi 14 Ağustos 2012
553 Evlilik İle İlgili Mezheplerin Hataları 7 Ağustos 2012
554 Oruçla Alakalı Güncel Meseleler 31 Temmuz 2012
555 Bakara Suresi 185-187. Ayetler 24 Temmuz 2012
556 Nikahın Denetlenmesi 26 Haziran 2012
557 Bakara Suresi 230. Ayet 19 Haziran 2012
558 Kadının Boşama Hakkı İftida 3 12 Haziran 2012
559 Kadının Boşanması 5 Haziran 2012
560 Boşanma (Talak ve İftida) 29 Mayıs 2012
561 Kur’an’da Erkeğin Eşini Boşaması 22 Mayıs 2012
562 İla ve Yemin 15 Mayıs 2012
563 Bakara Suresi 222. Ayet 8 Mayıs 2012
564 Farklı Dinden Olanların Evliliği 1 Mayıs 2012
565 Yetimlerle İlgili Ayetler 24 Nisan 2012
566 Artan Malın Hepsi Verilecek mi? 17 Nisan 2012
567 Peygamberi Yanlış Algılamak 10 Nisan 2012
568 Bakara Suresi 218-219. Ayetler – İçki ve Kumar Yasağı 3 Nisan 2012
569 Bakara Suresi 214-217. Ayetler 27 Mart 2012
570 Dinlerde Süreklilik ve Allah’ın Kitabına Uyma Zorunluluğu 20 Mart 2012
571 Kafir ve Münafıkların Davranışları 13 Mart 2012
572 Şeytan Taşlama 6 Mart 2012
573 Bakara Suresi 197-202. Ayetler 28 Şubat 2012
574 Hac Farklı Zamanlarda Yapılabilir mi? 21 Şubat 2012
575 Hac Kurbanı 14 Şubat 2012
576 Faizin Ekonomiye Etkileri – Doç.Dr. Servet Bayındır 7 Şubat 2012
577 Ekonomi Krediye Değil Zekatla Gelişir 31 Ocak 2012
578 Ceza Yargılamasında Objektif Delil 24 Ocak 2012
579 Bakara Suresi 190-191. Ayetler – Savaş Hukukunun Temel Kuralı 17 Ocak 2012
580 Bakara Suresi 188. Ayet – 1 – Rüşvet 10 Ocak 2012
581 Bakara Suresi 188. Ayet – 2 – Hilal Hesapla Belirlenir 10 Ocak 2012
582 Bakara Suresi 183-187. Ayetler 3 Ocak 2012
583 Çağdaş Kölelik Sistemi – Kredi 27 Aralık 2011
584 Özel Hayatın Gizliliği 20 Aralık 2011
585 Bakara Suresi 180-183. Ayetler – Vasiyet ve Miras 13 Aralık 2011
586 Bakara Suresi 180-181. Ayetler – Mirası Paylaştırma Görevi 6 Aralık 2011
587 Bakara Suresi 178-179. Ayetler – Ölüm Cezası 29 Kasım 2011
588 Bakara Suresi 178-179. Ayetler – Kur’an’da Kısas Cezası 22 Kasım 2011
589 Bakara Suresi 177. Ayet – Allah Yolunda İyi Olanlar 15 Kasım 2011
590 Ayet ve Hadislere Göre Kurban İbadeti 1 Kasım 2011
591 Allah’ın Evliyası Kimlerdir? 25 Ekim 2011
592 Bakara Suresi 172-175. Ayetler – Helal Gıda 18 Ekim 2011
593 B. 171. Ayet – Kalp, Göz ve Kulakların Mühürlenmesi Ne Demektir? 11 Ekim 2011
594 Bakara Suresi 168-170. Ayetler – Hayvan Kesimi ve Deniz Ürünleri 4 Ekim 2011
595 Bakara Suresi 163-167. Ayetler – Allah İle İlişkiyi Koparmak 27 Eylül 2011
596 Bakara Suresi 159-162. Ayetler – Ayetleri Gizlemek Küfürdür 20 Eylül 2011
597 Bakara Suresi 158. Ayet – Geleneğin Kur’an ve Sünnet Anlayışı 13 Eylül 2011
598 Bakara Suresi 155-157. Ayetler – Sıkıntıyı Bunalıma Dönüştürmemek 6 Eylül 2011
599 Kadir Gecesi 23 Ağustos 2011
600 Sosyal ve Ekonomik Açıdan Zekat 16 Ağustos 2011
601 Kur’an ve Sünnet Işığında Teravih Namazı 9 Ağustos 2011
602 Bakara Suresi 183-186. Ayetler – Oruç 2 Ağustos 2011
603 Bakara Suresi 154. Ayet 5 Temmuz 2011
604 Kutuplara Yapılan İkinci Yolculuk 30 Haziran 2011
605 Bakara Suresi 153. Ayet – Allah’tan Başkasından Yardım İstenir mi? 14 Haziran 2011
606 Bakara Suresi 152. Ayet – Allah’ı Zikir 7 Haziran 2011
607 Bakara Suresi 152. Ayet – Kur’an’da Hikmet Kavramı 31 Mayıs 2011
608 Bakara Suresi 151-152. Ayetler – Sahabenin Kur’an Eğitimi 24 Mayıs 2011
609 Bakara Suresi 142-150. Ayetler -“Kıblenin Değişmesi” 17 Mayıs 2011
610 Bakara Suresi 142. Ayet 10 Mayıs 2011
611 Bakara Suresi 139-141. Ayetler 3 Mayıs 2011
612 Bakara Suresi 135-138. Ayetler 26 Nisan 2011
613 Kur’an’da Peygamber Algısı 19 Nisan 2011
614 Bakara Suresi 130-134. Ayetler 12 Nisan 2011
615 Bakara Suresi 124-130. Ayetler 5 Nisan 2011
616 İbrahim (A.S.)’ın Geçirdiği İmtihanlar – 2 29 Mart 2011
617 İbrahim (A.S.)’ın Geçirdiği İmtihanlar 22 Mart 2011
618 Bakara Suresi 124-128. Ayetler 15 Mart 2011
619 Bakara Suresi 122-123. Ayetler 8 Mart 2011
620 Bakara Suresi 121. Ayet 1 Mart 2011
621 Bakara Suresi 120. Ayet 22 Şubat 2011
622 Bakara Suresi 117-119. Ayetler 15 Şubat 2011
623 Bakara Suresi 116. Ayet 8 Şubat 2011
624 Kutuplarda Namaz Vaktinin Tespiti 1 Şubat 2011
625 Bakara Suresi 114-115. Ayetler 25 Ocak 2011
626 Bakara Suresi 113. Ayet 18 Ocak 2011
627 Bakara Suresi 110-112. Ayetler 11 Ocak 2011
628 Bakara Suresi 109. Ayet – “Ehl-i Kitabın Kıskançlıkları” 4 Ocak 2011
629 Bakara 108. Ayet – “Ehl-i Kitap ve Müşriklerin Peyg. İstekleri” 28 Aralık 2010
630 Bakara Suresi 105-107. Ayetler – İlahi Kitaplarda Nesh 21 Aralık 2010
631 Bakara Suresi 104. Ayet – İlahi Kitapların Tahrifi 14 Aralık 2010
632 Bakara Suresi 102-104. Ayetler 7 Aralık 2010
633 Bakara Suresi 97-102. Ayetler 30 Kasım 2010
634 Bakara Suresi 91-96. Ayetler 23 Kasım 2010
635 Hayvan Kesimi 9 Kasım 2010
636 Hayvan Kesimi – Sorular ve Cevaplar 9 Kasım 2010
637 Kurban İbadeti 2 Kasım 2010
638 Kurban İbadeti – Sorular ve Cevaplar 2 Kasım 2010
639 Konulu Kuran Sohbetleri – Hacc İbadeti 26 Ekim 2010
640 Konulu Kuran Sohbetleri – Hacc İbadeti – Sorular ve Cevaplar 26 Ekim 2010
641 Bakara Suresi 87-90. Ayetler 19 Ekim 2010
642 Bakara Suresi 84-86. Ayetler 12 Ekim 2010
643 Bakara Suresi 83. Ayet – 4. Bölüm 5 Ekim 2010
644 Bakara Suresi 83. Ayet – 3. Bölüm 28 Eylül 2010
645 Bakara Suresi 83. Ayet – 2. Bölüm 21 Eylül 2010
646 Bakara Suresi 83. Ayet 14 Eylül 2010
647 Bakara Suresi 80-82. Ayetler / Günaha Batma ve Sonuçları 31 Ağustos 2010
648 Bakara Suresi 78-79.Ayetler – Kendi Kitaplarını Kuran Gibi Gösterenler 24 Ağustos 2010
649 Bakara Suresi 74-77. Ayetler / İman ve Küfür İlişkisi 17 Ağustos 2010
650 Bakara Sûresi 183-187.Ayetler / Oruç 10 Ağustos 2010
651 Bakara Sûresi 72-73.Ayetler – Ölülerin Diriltilmesi 6 Temmuz 2010
652 Bakara Sûresi 65-71.Ayetler – Kurbanlık Boğa Olayı 29 Haziran 2010
653 Bakara Sûres 65.Ayet – Allah’a İsyanın Dünyadaki Sonuçları 22 Haziran 2010
654 Bakara Sûresi 64.Ayet – Yahudilerden Alınan Söz 15 Haziran 2010
655 Bakara Sûresi 62.Ayet – Kimler Cennete Girer 8 Haziran 2010
656 Bakara Sûresi 61.Ayet – Tarım ve Avcı Toplumu 25 Mayıs 2010
657 Bakara Suresi 60. Ayet – Mucize ve Keramet 18 Mayıs 2010
658 Bakara Sûresi 58-59 – Ehl-i Kitabın Dünya Hakimiyeti Beklentisi 11 Mayıs 2010
659 Bakara Sûresi 53-58 Ayetler – Hz. Musa’ya İnen Kitap 4 Mayıs 2010
660 Bakara Sûresi 50-52 Ayetler – Yahudilerin Denizi Geçme Mucizesi 27 Nisan 2010
661 Bakara Sûresi 47-52 Ayetler – Yahudilere Verilen Nimetler 20 Nisan 2010
662 Bakara Sûresi 40-46 Ayetler – Yahudilerin Peygamber Beklentisi 13 Nisan 2010
663 Bakara Sûresi 39.Ayet – İnsanların ve Cinlerin Ortak Sorumluluğu 6 Nisan 2010
664 Bakara Sûresi 34-39 Ayetler 30 Mart 2010
665 Bakara Sûresi 34.Ayet – Hz. Adem (as) ve Cenneti 23 Mart 2010
666 Bakara Sûresi 31.Ayet – Hz. Adem’e Eşyanın İsimlerinin Öğretilmesi 16 Mart 2010
667 Bakara Sûresi 30.Ayet – Halifelik 9 Mart 2010
668 Bakara Sûresi 29.Ayet / Göklerin ve Yerin Yaratılışı 2 Mart 2010
669 Bakara Sûresi 28.Ayet / Reenkarnasyon İddialarına Kur’an’dan Cevaplar 23 Şubat 2010
670 Bakara Sûresi 26-27 Ayetler – Allah’a Teslimiyet 16 Şubat 2010
671 Bakara Sûresi (25) Ayet / Cennet ve Cennet Nimetleri 26 Ocak 2010
672 Bakara Sûresi (24-25) Ayetler 19 Ocak 2010
673 Bakara Sûresi (23-24) Ayetler 12 Ocak 2010
674 Bakara Sûresi (21-22) Ayetler 5 Ocak 2010
675 Bakara Sûresi (7-20) Ayetler 29 Aralık 2009
676 Bakara Sûresi (5-7) -1 22 Aralık 2009
677 Bakara Sûresi (1-5) 15 Aralık 2009
678 Bakara Sûresi -1 8 Aralık 2009
679 Fatiha Sûresi -1 1 Aralık 2009
680 Bakara Sûresi (5-7 Ayetler) -1 22 Kasım 2009
681 Bakara Sûresi (1-5 Ayetler) -1 15 Kasım 2009
682 Fatiha Sûresi -1 8 Kasım 2009
683 Ehli Kitap ve Müşrikler 30 Haziran 2009
684 Nas Sûresi / Vesvese 28 Nisan 2009
685 Hased ve Nazar 21 Nisan 2009
686 Felak Sûresi / Şerden Korunma 17 Nisan 2009
687 İhlas Sûresi / Allah’ın Varlığı 7 Nisan 2009
688 Tebbet Sûresi / Beddua 31 Mart 2009
689 Nasr Sûresi / Allah’ın Yardımı 24 Mart 2009
690 Roma Ziyareti 17 Mart 2009
691 Kafirûn Sûresi / Kafirler 3 Mart 2009
692 Kevser Sûresi / Kurban 24 Şubat 2009
693 Maûn Sûresi / Dini Yalanlayanlar 17 Şubat 2009
694 Kureyş Sûresi / Kadınların Mahremsiz Yolculuğu 10 Şubat 2009
695 Fil Sûresi / Fil Olayı ve Yanardağ Patlaması 3 Şubat 2009
696 Hümeze Sûresi / Koğuculuk 27 Ocak 2009
697 Asr Sûresi / İyiliği ve Sabrı Tavsiye 20 Ocak 2009
698 Tekasür Sûresi / Çoğaltma Sevgisi ve Ölüm 13 Ocak 2009
699 Kur’anda İsrailoğulları 6 Ocak 2009
700 Karia Sûresi / Sevapların ve Günahların Tartılması 30 Aralık 2008
701 Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri 23 Aralık 2008
702 Adiyat Sûresi / Aşırı Mal Sevgisinin Tehlikesi 16 Aralık 2008
703 Ayetler ve Hadisler Işığında Kurban 2 Aralık 2008
704 Ayetler ve Hadisler Işığında Mut’a Nikahı 25 Kasım 2008
705 Hac 11 Kasım 2008
706 Zilzal Sûresi / Hesap Günü 11 Kasım 2008
707 Zilzal Sûresi / Zelzele 4 Kasım 2008
708 Beyyine Sûresi / Hanifler 27 Ekim 2008
709 Beyyine Sûresi / Kafirler ve Müşrikler 27 Ekim 2008
710 Alak Sûresi / Namaz Vakitleri 14 Ekim 2008
711 Alak Sûresi / Yaratılış Safhaları 7 Ekim 2008
712 Kadr Sûresi / Kadir Gecesi 26 Eylül 2008
713 Alak Sûresi / Okumanın Önemi 16 Eylül 2008
714 Tin Sûresi / Salih Amel 9 Eylül 2008
715 İnşirah Sûresi / Zorluk ve Kolaylık 2 Eylül 2008
716 Oruç 26 Ağustos 2008
717 Duha Sûresi / Yetimlik 19 Ağustos 2008
718 Duha Sûresi / Peygamberin Yetimliği 12 Ağustos 2008
719 Leyl Sûresi / Cömertlik ve Cimrilik 15 Temmuz 2008
720 Şems Sûresi – İyilik ve Kötülük 8 Temmuz 2008
721 Beled Sûresi / İnsanın Vasıfları 1 Temmuz 2008
722 Fecr Sûresi / Kötülüğe Yönelmek 24 Haziran 2008
723 Gaşiye Sûresi / Kıyamet Günü 17 Haziran 2008
724 Ala Sûresi / Eşyanın Dili -2 10 Haziran 2008
725 Kur’anda Haram Kılınan Yiyecekler 3 Haziran 2008
726 Tekvir Sûresi / İsar Kelimesi 1 Haziran 2008
727 Ala Sûresi / Eşyanın Dili 27 Mayıs 2008
728 Avrupa’da Hayvan Kesimi 20 Mayıs 2008
729 Ala Sûresi / Kainatın Oluşumu 13 Mayıs 2008
730 Tarık Sûresi / Sabah Yıldızı 6 Mayıs 2008
731 Büruc Sûresi / Göğün Burçları -2 29 Nisan 2008
732 Büruc Sûresi / Göğün Burçları 22 Nisan 2008
733 İnşikak Sûresi / Mal ve Mülk ile Şımarma 8 Nisan 2008