Prof.Dr.İbrahim Sarmış ile Sohbet -2. Bölüm
Prof.Dr.İbrahim Sarmış ile Sohbet -2
Kategorideki diğer yazılar
- 30 Kasım 2007 Prof.Dr.İbrahim Sarmış / Hz.Muhammed'i Doğru Anlamak -2
- 12 Ağustos 2007 Prof.Dr.İbrahim Sarmış ile Sohbet -1
- 12 Temmuz 2007 Prof.Dr.İbrahim Sarmış / Hz.Muhammed'i Doğru Anlamak -1
- 12 Aralık 2006 Süleymaniye Vakfı Hakkında
- - Kategorideki tüm yazıları göster -
Süleymaniye, Hoca Gıyasettin Mah. Şifahane Sok. No:20 34134 Fatih / İstanbul
Tel.: (+90 212) 513 00 93 Faks: (+90 212) 511 21 69
Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. Yayınlarımızın ticari meta haline getirilmesi kesinlikle yasak olup bu hak sadece Süleymaniye Vakfı'na aittir.














Yorumlar
"…Allah sizi evvela camid, hissiz, şuursuz bir toprakdan, sonra da bir nutfeden yaratdı, sonra sizi çiftler yapdı, tevalüd edip çoğalmanız için erkek, dişi kıldı. Allahın ilmine iktiran etmeksizin ne bir kadın hamile olur, ne de vaz-ı haml eder…"
Ayrıca, tartıştığınız BAKARA Suresi 102. Ayete de şu manayı vermiş. Bana çok güzel mana vermiş gibi geldi.
"Resulum!
Onların bir kısmı Kitablarına arka çevirerek şeyatine tabi' olup onların yaptığı sihir kitabını okudular ve şeyatin [şeyatiyn-i inse, şeyatiyn-i cinn'e delalat eder] milk-i süleyman'ı sihirle istila ederek, küfre buladıkları vakit onlar da zahir olup tensib ettiler, şeyatinin uydurduğu şey'e uydular, (bunlar sihri Süleyman'a da izafe ederek) iftira ettiler. Halbuki Süleyman hiçbir vakit küfür olan sihri yapmadı. O, ilhamat-ı İlahiyye ile ve vahy ile varidat-ı gaybiyyeden bildirilen şeyleri biliyordu (Şeyatin, sihir kitablarını Süleyman yazdı diye iftria ediyorlardı.) Süleyman kafir değildir ki sahir olsun. Binaenaleyh Süleyman kafir olmadı. Fakat şeyatin kafir idiler. Nasa sihri ve suret-i isti'malini öğretiyorlardı. Bundan dolayı fitne fesad o kadar sarmıştı ki Babil'de Harut ve Marut namındaki iki melek nasa sihir ve hakikaten inzal olunan şeyleri beyan etmeye gelmişlerdi. Şerri bildiriyorlardı . Şerri istimal içün değil şerden kaçınmak içün. Bununla beraber bu iki melek "Biz beşeriyete ibtila içün gelmişiz, siz kafir olamayın" diye nasihat etmeden hiç kimseye sihri öğretmiyorlardı . Ya'ni bu işler haramdır, bunu işlemeyin, işleyen kafir olur" diye zikrediyorlardı .
Hukuk-ı zevceynin mizan ve adaleti olan muhabbeti kat' içün şeyatin lazım gelen şey'i o ikisinden öğreniyrolardı. Halbuki hakikatte Allh'ın izni olmadan kaza ve takdir-i ilahi o işe taalluk etmeden hiçbir sahirin sihri bir kimseye ne mazarrat verebilri ne de menfaat. Allh mülkünde tasarruf-ı hakiki ancak Allah'ındır."
NOT: İlginçtir ; hangia ayetin mealine takılırsam takılayım, bu kitapta çok makul bir açıklama buluyorum. (Siz tasavvufu la-islam oalrak gördüğünüz biliyorum; ancak, müfessirlerin yorumları da farklı faklı olabiliyor. Mesela, günümüzde nurcu, sufi emalleri olduğu gibi.)